Contemporary İstanbul

9 Ekim 2021

16. Contemporary İstanbul , Tersane İstanbul


Contemporary art yani günümüze ait , çağdaş , modern sanat ..

Tüm serginin ilgi odağı kurukafalar ..


Destination of Art

Çok güzel bir konumda dört gün sürecek 7-10 Ekim sanat galerisi , pandemi kısıtlaması sonrası gerçekleşen ilk sanat etkinliği, normalde Contemporary Galata Kulesinde geçici olarak gösteriliyordu, hep ziyaret etmek istemiştim ama Tersane İstanbula denk getirmemiz daha tatlı oldu.

Günde 3’er seans ve seans başı öğrenci 80TL, tam 150 TL . En absürt bulduğum nokta bu oldu insanların ufkunu açacak yeme içme kültürü dışında başka kültür algı oluşmasına yardımcı bir sanat galerisinde 3 saat geçirmenin bedeli bu olmamalı . Buna rağmen çok çok fazla insan vardı . Otopark için de ayrıca 30 TL ödemenizi istiyorlar . Bu tarz katma değersiz otopark işlerinden para kazanılmasını çok rantçı buluyorum zaten etkinlik için bilet almışsın trafik ya da otopark sıkıntılı olsa da İstanbul’da bu sorunun bu rantçılığın önüne geçilmesi gerekiyor bence .


Paralardan yapılmış bir çalışma ;

Tersane İstanbul için biz cumartesi saat 17.00 -20.00 arasını seçmekle çok güzel bir tercih yapmışız hem aydınlık hem gün batımını görmüş olup hem de bistro da bir şeyler içmek için daha uygun bir zaman aralığı yakalamış olduk manzarayı izlerken .


Led ışıklarına düşüyorum ama moduma uygun en iyisi ; No Thoughts in My Mind No feelings in My Heart


Bir çok beğendim çalışma var , burada paylaşmadan geçmek istemiyorum ama her bir sanatçının isim bilgisine sahip değilim ve paylaşmak telif açısından sorun yaratmaz umarım .




Beton, vitray ve telden yapılan bu çalışmaya ben bayıldım , vitrayın sıcaklığı betonun soğukluğuyla onları birbirine bağlayan Demir tel



Dokunmaya çekindiğim acaba ne malzeme kullandılar yoksa sürekli biri o şekilde mi duruyor diye düşünmeye sevk eden çalışma


Van Hakobyan çalışmalarını çok beğendim .


Bir çok yerli yabancı sanatçının çalışmasında kendimden bir şeyler bulmak benim için sanat bu sanırım , Tersane İstanbul gibi denize kıyısı olan bir yerde Galata, Fener Rum Lisesi manzarasının değişik vibe ile kendimi başka bir yerde zamandaymışım gibi hissettiğim bir gün geçirdim . 🌸


Ege Turumuz


Beyaz yakalı yaşantısına alışmaya çalışırken ilk tatilim çalışma yaşantısının 4. ayının sonuna geldiği için şanslı sayılırım .

1 haftalık kısıtlı zamanımız olduğu için tek koy tüm gün yerine birden çok koya gitmeye karar verdik ikimizde aynı yerde uzun süre durmayı sevmiyoruz.

Kafamızda bir rota belirli ama gün içinde zaman nasıl geçirilecek hiç bir fikrimiz yok akışına bıraktık bir yer bizi sarmazsa hemen başka yere geçip uzun yol yapmayı koyduk aklımıza.

En büyük dipnot : yanında nakit para taşıma alışkanlığı olmayan iki insan için burada kart geçmiyor sözünü duyduktan sonra “Haydaa ! Abi biz bu alışkanlığı niye kazanamadık” sözünü kaç kez söyledik bilmiyorum böyle olunca kasıtlı olmadan bedavaya getirdiğimiz şeyler olmadı değil .


Rota

1. Gün

  • Delikli koy, Alaçatı

Akşam 9 gibi Bursa’dan yola çıktık gece Delikli koy, Ovacık a gelmemiz sabah 1-2 yi bulmuştur. Kamp atanlar çok fazlaydı ama duş ya da soyunma kabini yok , bira içecek satan küçük bir karavan vardı. Gecenin bu vakti telefon feneriyle kamp kurmaya çalıştık ve ilk gecemizi Delikli koyda kamp atarak geçirdik.

Delikli koy sanatsal fotoğraflar çekilmek için yaratıcı bir yer.

Buraya yakın çok fazla beach clubta var , Boheme beach ve Before Sunset Beach gibi ünlülerin instagrammerlerın sevdiği yaklaşık 200 TL kişi başı giriş, içeride de yaklaşık fiyatlarda bir harcama yapmanızı zorunlu kılan . Biz paramızı ve vaktimizi bu şekilde değerlendirmek istemedik.

Gökyüzünü temiz görmek
  • Alaçatı Port

Ben buraya mekanları olsun görünüşü olsun ısınamadım . Gece hayatı için de gün içinde de tercihimiz değil.

Alaçatı da başımıza kaza da geldi , çarpan kişi çarpmamış gibi arabasını sürünce korna çalıp peşinden gittik durdu arabasından çıkıp çarptığı arabayı bulmaya çalışırken bizi geçip arkadaki arabalara ilerledi biz abi bize çarptın diye adamın arkasından koştuk. Tamir olayını Bursa’ya bıraktık.

  • Ilıca, Çeşme

Nasıl olmuşta halk plajı olarak bırakmışlar dediğim , sıcak tuzlu sulu Ilıca.

Hep kalabalık , corona nedeniyle halatla her şemsiye için sınır belirleyip hepsine çöp atabileceğiniz vazolar konmuş.

Go proyla fotoğraf çekimleri yaptık Ilıcada su altında.

  • Çeşme Marina
Mado da oturup kahve pizza yaptık .

Alaçatı çarşısında , Alaçatı portta bizlik bir gece hayatı bulamamak üzücü oldu. Tüm clubların aynı çizgi üstünde yürüyüp Türkçe Pop çalmasına ve insanların sürekli bu şarkılarla eğlenebilmesi yorucu . Böyle olunca gece direkt Kuşadasına geçtik .


2. Gün

  • Kuşadası, Aydın
2.gecemizi Kuşadasında bir otelde geçirdik tüm gideceğimiz yerler içinde en ucuza konaklayabileceğimiz yerlerden biri Kuşadası’ydı.

Sabah Kuşadası Alışveriş ve Yaşam Merkezinde kahvaltı yaptık tam karşısında bir halk plajı var tercih edilecek yanı Güvercin Adası ve tüm Kuşadası manzarası var.

3 sene önce geldiğimde Kuşadası beni çok etkilemişti ama bu geldiğimde çarpık yapılaşması, uygunsuz mimari yapıları , gelen alt seviye köylü Rus turistleri (linç yemelik bir cümle olmuş) 90ların başından kalma mimari ve eşyalara sahip Asena hotelleriyle bize istediğimizi vermedi.

  • Dilek Milli Yarımadası

Dilek Milli Yarımadasına gidelim dedik hafta sonu 4 ten sonra giriş yasakmış fazla akışına bırakınca böyle kalıyorsunuz öyle olunca Zeus mağarasına gittik orası da milli park kapalı olunca havuzlu ev partisine dönmüş .

  • Zeus mağarası

3 sene önce geldiğimde yüzüp kayalıklardan atlamıştım suyu çok berraktı bu sefer bayrama denk geldiğimiz için kalabalıkla suyu da kötüleşmişti.

Kuşadası da bizi sarmadı böyle olunca aşırı denize girme isteğimiz de gelince Didim’e geçmeye karar verdik.

  • Altınkum sahili, Didim
Mavi bayraklı, suyu sığ , kumu altın rengi olan plaj ben Sarımsaklı plajına benzettim . Didim’de denize girip duş alıp bir sonraki noktamıza ilerledik.
  • Gümbet , Bodrum , Muğla

Akşamı Bodrum Gümbetin gece clublerinden bir tanesinde geçirmek istedik. Pacha , B1, Posh en bilinenlerden .

Bizim için en önemli şey Dj performansı ve çalan şarkılar B1 bu konuda en iyisiydi , gittiğim her mekanda aynı Türkçe müziklerin ve basit mixlerin önümüze serilmesinden bunaldığımız için bu mekan bizi baya eğlendirdi , ikinci gün de Posh tan çıkıp B1 e geldik mekanın DJ lerinden daha kötü olan Ozan Doğulu vardı. B1 giriş ücreti kişi başı = 50 Tl, bira 33 lük 60 TL , cin tonik 80 TL . B1 de çok fazla turistle karşılaşıyorsunuz ben genelde Alman gördüm, Posh Türk doluydu sürekli Türkçe pop çalıyorlardı zaten.

Şansımıza müziğin sesi 12 de kısıldığı için herkes 12 de clubları boşaltıyor biz club üstümüzden camp alanında kurtulup bira cin tonik alıp Alora Beach şezlonglarına serilip gecenin kalanını geçirdik .

2 gün burada kalıcaz Gümbet’te çok güzel bir kamping alanı bulduk , Zetaş camping . Askeriyeden kalma gibi duran ciddi basit düz beyaz boyalı tuvaletleri banyoları var , Sovyet tarzı diyelim. Mutfak, çamaşırhane, erkek ve kadın için ayrı beşer tane tuvalet duşu var . Karavan, araç üstü çadır, kamp atanlar , zemin kamp alanı için tamamiyle düzlenmiş . Orman alanı gibi zaten ağaçların arasına kamp atıyorsun. Campingin ön tarafında Alora Beach club var .

Kişi başı gecelik = 60 TL, çadır yeri=30 TL , otopark =25 TL Biz iki gece kaldık ve 350 TL ödedik.

Zetaş Camping
3. Ve 4. Gecemizi Zetaşta camp atarak geçirdik bu kadar üst üste kamp atmaya alışkın değilim.

Çamaşırlarımızı , havlularımızı yıkayıp bize toparlanma şansı verdi burası arabamızın içi her gün temizlemeye çalışsakta çöplük gibi oluyor .


3. Gün

Bodrum merkez

Sabah Bodrum merkezle güne başladık, kalesinin etrafını gezip aradan çarşısına girdik , çarşısında çok değişik midemizi kaldıran bir kalıcı koku vardı . Ayrıca bize en çok para harcattıranda otopark parası olmuştur sanırım .

Bodrum da Bodrum’un yerlisi cidden yok, her yer Doğu Güney doğu aksanlı genç erkek dolu hepsi ticaret yapmaya gelmiş gibi bir algı oluşturdu bende, Bodrum Gümbette çok fazla saçma ucuz çakma giyime yönelik dükkanlar vardı bu tarz insanların işlettiği .

Klasiğimiz serpme kahvaltı ve sonrasında starbucks kahve klasiğimizi yaptık . Bodrum merkez starbucksın manzarası güzeldi , Catamaran Bodrum club gemisini görüyordu ve yandan Bodrum Kalesi manzaramız vardı.

  • Cennet Koyu, Bodrum

Hayatımda gördüğüm en güzel plajlardan biri ve çok insan bilmiyor .

Karşımızda yatlar, orman , suyu ve plajı tertemiz ve buna rağmen kalabalık olmayan herkes tarafından bilinmeyen bir yer.

Cennet Koyu, Bodrum
  • Torba
Bu palmiye ağacı altındaki kokteyl mekanına bayıldım kendimi tropical bir ülkedeymiş gibi hissettim .

Torba , herkesin gelmediği daha sessiz sakin elit bir yer sahil kısmında lüks mekanlar ve onlara ait plaj şezlongları var . Genellikle orta yaş ya da ailelere hitap ediyor gibi .

  • Bodrum Yel Değirmenleri

7 tane yel değirmeni var biri dışında diğerleri daha harabe durumda. Burası günbatımında gelip manzara seyretmek için en güzel yerlerden .

Gümbet

4. Gün

Artık Bodrumu bırakıp Marmaris’e doğru gidiyoruz , Mehmet’in favori yeri Barlar sokağı tüm yolculuk boyunca dilinden düşmedi, ben Marmaris’i ilk kez deneyimliyor olacağım . Açıkçası Muğla’yı bu yolculukla ilk kez deneyimledim .

  • Shop & go

Kahvelerimizi Bodrum çıkışındaki Shop & go daki Starbucks’tan aldık , alışveriş merkezinin lüks tasarımı hoşuma gitti . Küçük detaylarda o lüksü görebiliyorsunuz .

  • Sakar Seyir Tepesi

Kimsenin bilmeyeceğini istemeyeceğim çok özel bir yer Akyaka’ya kuş bakışı bakıyor bana da Mehmet öğretti kapalıydı ama biz izinsiz girdik . İnsanlara yasaklı olması cidden daha iyi gibi geliyor bu tarz güzel yerleri görenler hep nasıl sömürürüm bu manzaradan nasıl para kazanırıma bakıyorlar.

  • Akyaka

Her şeyin kendine özgüsü nasıl çekiciyse Bodrumdaki her binanın beyaz olması gibi Akyakadaki ‘Nail Çakırhan evleri’ de öyle çekici. Akyaka bana kendimi Türkiye’nin 2000 lerin başındaki zamanlarını hatırlatıyor. Türkiye’nin yeni sosyal toplumsal yapısıyla bozulmamış kendine özgü sıcacık bir yer gibi .Eski zamanlardan beri Akyaka da uygulanmış olan tek tip mimari zorunluluğu sayesinde inşa edilmiş olan bu evler, kendi mimari yapılarını ortaya koyan evler olarak göze çarpıyor. Evlerin özellikle bol pencereli, ahşap çatılı, verandalı ve ahşap balkonlu olarak inşa edilmesi ve bunların mimarı olan kişi geçtiğimiz yıllarda vefat eden Nail Çakırhan eğitim almamış alaylı bir mimar ve onun öncülüğünde sürdürülen mimari çalışmalar sayesinde Akyaka evleri bugüne kadar gelmiş.

Akyaka’da yapılması gereken şeyler arasında ilki Azmak Nehrinde tekne turuna katılmak, kişi başı 20 TL ydı biz katıldığımızda , soğuk suyunda yüzebilirsiniz yüzmeseniz bile dizlere kadar o suyu tatmanız . Tekneyle geçtiğimiz yerlerde “Doğal Akvaryum” denilen değişik türde balıkların geçtiği alanı görmek , aynı zamanda diğer tarafta Akçapınar rüzgar ve uçurtma sörfü alanı, “Deli Mehmet” adıyla bilinen yöresel rüzgar sayesinde bir sürü rengarenk kitesurf ( uçurtma sörfü ) görmek.

En azından ayağınızı suya sokabilirsiniz itemi
Nehir kenarındaki açık mekanlardan birinde oturup mezgit yedik

Akyaka da 3-4 saat kalmışızdır akşam hayatının çok canlı olmadığını biliyoruz , gece klübü için can attığımızdan buradan Marmaris’e geçtik .

  • Gökova – Aşıklar Yolu

Yolunuz Marmaris’e düşüyorsa bu ağaçlı nostaljik yola denk gelirsiniz, dev okaliptüs ağaçları iki tarafınızda.

Neredeyse bir asırlık ağaçların olduğu bu yol eski Marmaris yoluymuş. Önceden Marmaris’e ulaşmak için bu yol kullanılırmış artık yan tarafa yeni yolun yapılmasıyla birlikte yolun işlevi artık bizim gibi fotoğraf çekinmek isteyen insanlarca kullanılıyor.

  • Marmaris
Tüm gün boyunca yoldaydık ve o kadar yorulduk ki Marmaris İçmeler Deniz Kapısı mekanının ilerisindeki , İçmeler Maliye Kampının üstündeki manzara izleme noktasında ne fotoğraf çekmeye ne de çekinmeye halim vardı .
  • Marmaris Maliye Kampı

İçmeler Maliye Kampında mı kamp atsak diye düşündük ama barlar sokağına uzak, duş Camping alanı yok gibi gördük .Mükemmel bir manzaraya karşı kamp atmayı düşünürseniz buraya kesin gidin derdim ama güzelim Marmaris kül oldu biz yine şanslıydık yangından bir hafta önce gidip tadını çıkarıp gezme kamp yapma fırsatımız oldu .

Benim bu yazdığım yerler biz tatilden döndükten 1 hafta sonra yanmaya başladı ve hala daha yanıyor .. Marmaris , Milas yandı Canım Marmaris’in bakir halini çok sevmiştim her yer yollar yemyeşildi .

Kalmak için barlar sokağına yakın bir otel tercih edelim dedik ama en kötü pis kokulu bir apart bile 400 TL en düşük fiyat verince oluruna bırakıp konaklamayı düşünmedik en kötü arabada uyuruz yarın leş uyanıp gidip sahildeki kabinlerde duş alırız dedik . Marmaris merkez dümdüz trafik yoluna sahip , insanlarının ticari işletme tarzından hoşlanmadığım , yabancı turiste sahip yer . Merkezde ki trafik sorunu bize o kadar zaman kaybettirdi ki ..

  • Netsel Marmaris Marina Alışveriş Merkezi
Netsel Marmaris Marina Alışveriş Merkezi, tam foto çekilecek yer Mehmet yine istemeyerek foto çektiği için sonuç bu oluyor. Starbuckstan kahvelerimizi alıp kahve sigara yapıp buradan direkt Cluba gittik.
  • Marmaris Barlar Sokağı

Eskiden Marmaris’e çok fazla Amerika’dan İngiltereden turist geldiği için 2000lerin başından kalma o turistik alışkanlığın izleri devam ediyor eskisi kadar kaliteli olmasa da barlar sokağı bu yüzden R&B clublarla dolu , Barlar sokağı Mehmet’in gözümde abarttığı kadar kocaman görkemli bir yer değil düz bir cadde üstünde 6-7 club var ve hayatımda ilk kez Türkiye de Ruslar tarafından işletilen içinde Rus teyzelerin oynadığı tabelasından içerideki sandalyeye kadar her şeyin Rus kültürünü yansıttığı bir club gördüm .

Ve biz yine şansısız ki müzik 12 de kapanıyor .. ondan sonra herkes clubtan dağılıyor zaten.

En sembolik mekanlardan ilki ;

  • Club Areena , garsonların birbirinden haberi yoktu , damsız almıyorlar çoğu mekana almıyorlar zaten belirtmeyeyim bile. Marmaris’teki ilk gece Areena daydık sonra B52 R&B ye geçtik .
  • 2. Gece Marmaris’te ki B52 R&B de başlayıp Joy Clubta bitti.
  • Barlar sokağının az ilerisi Türkü Barlarla dolu.
  • Bu kadar clubtan sonra nihayet bana telefonumu çıkartıp shazamlatacak bir yer buldum , o sırada 2. Gece B52 den çıkmışız Mehmet’le kavga ediyoruz ben şarkı bitmeden gizlice shazamlama derdindeyim ve mekanın tarzı tam benlikti . “Felix” insanlar azıcık daha hareketli olsa o mekan yıkılırdı .
  • Ben tüm bu tatil boyunca Cin tonik ile yaşadım en hafif karnıma en dokunmayacak şey buydu, Mehmet biraladı klasik olarak.
Felix

Keşfettiğim o mükemmel şarkı ;

Normalde şarkı Gloria Gaynor tarafından söyleniyor , remix tam istediğim gibi başı biraz basit kaçsada.

Biz B52 club çıkışı arabayı park ettiğimiz otoparkta uyumaya çalıştık ben başımı nereye koysam uyuyorum zaten uyanık kalma gücüm yok , Mehmet uyuyamayınca buraya yakın ücretsiz kamp atılması yasak ama herkesin kamp attığı bir yer bulup gecenin bir köründe yeniden 5.gecemizi kamp atarak geçirdik .


5.Gün

  • Kazım Koyuncu Orman Alanı
  • Deniz Kapısı, İçmeler

Marmaris’in mekanları diğer yerlere göre daha kaliteli ve kalite performans olarak uygun , kahvaltı için geldiğimiz Deniz Kapısının manzarası, tuvaleti, servisi, çıtır kabak tatlısı . Biz bu tatilde klasik olarak sabah serpme Menemen öğle kahve sigara akşam da hamburger patates gömdük resmen .

Selimiye’ye giderken Kızkumu ve bir çok güzel nokta gördük .

  • Kızkumu Plajı

Kızkumu çekimini drone la yapmak gerekiyor telefonumdan hiç belli olmuyordu çok kalabalıktı o yüzden çekmedim ama kendine özgü değişik bir aurası var. Kızkumunda deniz üzerinde yürüyor hissi veren 600 metre batık bir patika gibi uzanan kırmızı bir şerit var.

Kızkumunun kulağa çok hoş gelen bir efsanesi de var ;

Efsaneye göre, eski zamanlarda bir kralın kızı, fakir balıkçıya aşık olur. Ancak kral, kızını balıkçıya vermez. Kralın kızı, balıkçı sevgilisiyle gizli gizli buluşur. Birileri, kızının balıkçıyla buluştuğunu “balıkçı denizden geliyor, kızınız kumsalda onu bekliyor, ışıkla yerini işaret ediyor. Delikanlı da ışığa geliyor ve kızınız ile delikanlı gün ağarana kadar aşk oyunlarına dalıyor.” sözleriyle krala anlatır.

Bunları duyan kral çok öfkelenir. Bir gece kızını kumsalda yakalayan kral, askerlerine de ışıkla balıkçıya işaret vermelerini emretmiş. Delikanlı ışığı görünce atlamış kayığına, kumsala doğru kürek çekmeye başlamış. Derken kız, askerlerin elinden kurtulmuş ve sevgilisini kurtarmak için koşmaya başlamış. Ama sevgilisinin kayığına varması imkansızmış. Atmış kendini sulara ve o anda bir mucize gerçekleşmiş: Kızın adım attığı her yer kuma dönüşürken, peşinden koşan askerler, denize gömülmüş.Kız kayığa kadar koşmuş ancak iki sevgili tam kavuşacakken bir okçu, delikanlıyı hedefleyip sallamış okunu. Ok gelip delikanlıya sarılan kızı bulmuş. Kızın bastığı yerde ortaya çıkan kumlar, kan suya karışınca kırmızıya boyanmış. Delikanlı ise almış yaralı sevgilisini gitmiş. Bir daha da onları ne gören olmuş ne de duyan.

  • Selimiye
Su içinde kaleye benzer bir şey var , gördüğünüz yerleşim Selimiye . Ve gördüğünüz demirlenmiş tüm yatlara şaşırıyorsunuz çünkü Selimiye kafanızda altı üstü bir köy.

Selimiyenin sonundaki halk plajına gittik , en sonuna ilerledik yol sıkışık olduğu için zaman kaybettirdi. Selimiye’nin bütün sahili, işletmeler tarafından işgal edilmiş, iki halk plajı dışında sahil şeridi denilen bir şey yok bir sıra otel ya da ev var denizi görmeni engelleyen. Selimiye biraz daha köyümsü bir yer o yüzden tahmin ediyorum ki toprak sahipleri sahil şeridini kapayıp butik otel, mekan yapmış ama 5 yıldızlı katlı oteller değil de oranın yapısını bozmayan 1-2 katlı butik yerler.

Buranın ismi de Cennet Koyu, koy isimleri konusundaki yaratıcılığımızla çiğ köfteci, dönerci , ilçe isimleri kapışır.

Sığliman da buraya yakın içeriye doğru çıkıntı da kalan bir noktanın adı.

Ama nasıl bir köyse her yer range rover, mercedes dolu. Ki Selimiye cidden hiçbir dokusu olmayan yıkık dökük klasik Türk köyü. Mekanları aşırı pahalıymış iyi ki biz orada bir şey yiyip içmeyi düşünmemişiz.Selimiye de 3 saatten fazla zaman geçirmemişizdir .

Ekşi de Selimiye hakkında gördüğüm bir entry aşırı hoşuma gitti “aslında statü atlamaya çalışan beyaz yakaya üzülüyorum. adam bir fabrikada işletme müdürü, diğeri insan kaynakları müdürü, öteki doktor, ama şu ege sahil beldesinde bir hafta geçiremiyor. birkaç sene içerisinde katlanan fiyatları, buraları tercih eden zenginleri görünce, beyaz yakalılar da artık kabul etsin fakirin kendini avutan cinsi.”

  • Turgut Şelalesi

Selimiye den dönüşü uyuyakalınca Mehmet’e kaptanlığı vermiş olduk gözümü bir açtım Turgut Şelalesine gelmişiz tabelayı görmüş merak etmiş akıllı ben bu tarz şelale muhabbetini Bursa’da çok yaşadığımdan direkt orada dinine düşkün kapalı abi ablaların ayağını sokup foto çekinmeye çalışacağını hayal edebiliyorum Marmaris’te olsak bile yine de şaşırtmadı bu durum . Bu sefer Orta Doğudan gelen tüm turistlere Turgut Şelalesini turla kakalamışlar. Şelalenin başına doğru tırmanıp ayaklarımızı soğuk suyuna sokup çıktık.

Marmaris merkeze geri dönerken Marmaris Bozburun yolunda çok güzel noktalar vardı ;

Marmaris merkeze gelip duş aldık sonrasında akşam yemeği yemek için mekan seçtik.

  • Bono Good Times

Bu tatil boyunca yaptığımız en doğru tercihlerden biriydi o kadar keyif aldık ki gittiğimiz her yerde serpmesidir pizza ya da hamburgeridir yedik , estetik olarak , fiyat performans olarak, kalite mekanı olarak tam benim açmak isteyeceğim tarzda bir yer .

Bono’nun en uç oturma noktası denize de girebiliyorsun.

Bono dan sonra B52 ve Joy Club yaptık tekrar Kazım Koyuncu Hatıra Ormanında kamp attık .


6.gün

Sabahında Fethiye’ye doğru yola çıktık.

  • Fethiye Merkez

Erasta Alışveriş Merkezi açılmış buradaki Starbuckstan kahvelerimizi aldık.

Fethiye evleri ya da mimarisi beklediğimden kötü çıktı , çok dağınık bir yer. Yapılaşması tarzı sanki Fethiye merkez değil de arabayatağı.

Mancero Kitchen Bar

Cahit Gündüz caddesi üstünde bir çok mekan var Deniz kenarı oturabileceğiniz ben Mancero’nun serpmesini beğenmedim .

O cadde üstünde bir çok mekan var .
  • Çalış Plajı

Çalış plajında denize girmenin anlamı yok ama çok güzel bir camping bulduk geldiğimiz gibi çadırı kurduk.

Camping olarak Beach club şeklinde bulduk geceleri cluba gitme gereği duymayacağın sonra çadırında yatıp sabahı önündeki denize gireceğin , estetik görünüşünden dolayı Apache Beach Club’ı tercih ettik.

Apache Beach Club
Gece boyu burada oturup içtik kamp atan çoğu insan bizim gibi yaptı.

Çadırları kurduk Ölüdeniz’e doğru yola çıktık ama trafik Hisarönü’nde başlamıştı biz de hiç bekleyemeyiz olduk , Hisarönünden döndük Karaköy’e geldik.

  • Kayaköy

Kayaköy tarihi kısaca Rumlar döneminden kalan 1923 yılındaki mübadele ile birlikte Rumlar buradan taşınmak zorunda kalıyor ve Türkler yaşamaya başlıyor. Ancak o zaman yörede Türkler ovada yani daha düzlük alanlarda yaşam sürüyorlarmış Türkler bu yüksek yerde yaşama alışamaması üzerine köy kaderine terkedilmiş bu yüzden Hayaletköy de denilmiş. Şey çok acı buradan göç edecekleri söylenen halk ilk başta kısa süreliğine gidip tekrar geri döneceklerini sanıp o yüzden köyü terkederken eşyalarını Türk komşularına emanet edip bir bavulla köyden ayrılmışlardır. Gidenlerin bir daha dönüşü olmamış, boşaltılan bu köye ise Yunanistan’dan mübadil müslüman halk getirilmiş. Yunanistan’dan getirilen mübadiller ise buradaki yaşama ve yerleşime uyum sağlayamamış çiftçilik yapmay

Giriş tam kişi 12 Tl

  • Gemiler Adası

Buraya giden yolda çok güzel fotoğraflar çekinebilirsiniz , burası da özelleşmeye kurban gitmiş yine biz yüzmedik ama girip bir baktık .

Karşıya paletlerle yüzmek bizi bir cezbetmedi değil.
  • Hisarönü

Akşam yemeği yemek için geldik hayatımda bu kadar Kekoca turistik bir yer görmemiş olabilirim , yanan LED’ler pavyon havasında, her yer berber kuaför manikürcü dolu ama paravanmış gibi duruyor. Yabancı turistte var ama mekanlar genelde boş gibi . Bizim yemek yendiğimiz düzgün yerlerden birinin adı bile Mc Kebab falandı.

Bodrum gümbette en son iyi görünümlü erkekleri mekana ilgi çeksin diye koydurtup dans ettirdiklerini görmüştüm ama burada görünümün de önemi yok .

Hisarönü özet olarak şöyle bir yer ;

  • Kalitesizlik ilk gözünüze çarpan
  • Mekanlar buranın yerlisi olmadığı belli doğudan gelme değişik sap tipler işletiyor
  • Neon tabelalar kaplı club diye yutturulmaya çalışılan mekanlar
  • Bu mekanların tepelerinde üstü çıplak dans eden göbekli, kıllı abiler
  • Kuaförlerde ağda değil bacak traşı yazısı.
  • Adım başı manikürcü , kuaför , berber ama hiç birine güvenip bir şey yaptırmazsınız
  • Köylü İngiliz turistler artık onlar bile yok gibi .
  • Düzgün yemek yemeye mekan da yok .
  • Hisarönünün kendine özgü bir havası olduğu kesin ama ben bunu iyi algılayamadım yemekten sonra kamp alanımıza döndük zaten.

7. Gün

Artık rotamızı Bursa’ya geri döndürüp yol üstünde uğrayamadığımız yerlerde zaman geçirmeye karar verdik. Zaman geçtikçe kendimizi daha yorgun ve pis hissetmeye başladık zaten bu yolculuğu motorla yapsak İzmire zor dayanırdık , oje sürme tüm bakımlarım uyumam hepsini Mehmet arabayı sürerken yan koltukta yaptım .

  • Uçak Park Muğla

Kahvaltısını asla asla tavsiye etmeyeceğim bir yer daha. Uçak koymuşlar diye kahvaltıyı düzgün servis etmesekte olur demişler.

  • Kleopatra koyu

Biz buraya kadar geldik ama değerlendirmeden döndük

  • Akbük

Çok tatlı etrafında hiç bir yerleşim yeri olmayan huzur dolu bir yer Camping yerleri var gece bu kadar sakinlik tatil bitişi hoşumuza gitmedi akşam 8 de burdan çıkıp Bodrum club ortamına yetişmeye çalıştık 12 de kapandığı için olmadı tabi . Buradan Kuşadasına da varamadık yorgunluktan Milastan sonra yol kenarına çekip rüzgar türbinleri karşısında uyuyakalmışız.

8. Gün

  • Kadınlar Plajı

Sabah Kuşadası Kadınlar Plajına varıp bir otelin plaja karşı kahvaltısını yaptık, denize giresimiz gelmedi dün denize girdiğimizden beri sadece duş alacak yerde bulamadık.

Mehmet birden dövme yaptıralım çılgınlığına girdi ben de okay oldum baktık Bursa’ya yol almışız bugün cumartesiydi zaten dönmemiz gerekiyordu artık , aynı dövmeyi yaptıralım dedi ama benim ilk dövmemin ne olacağı kafamda çok belliydi.

SONUÇ ;

Bu yaz için yapılacaklar listemden Ege Turunu ve dövmeyi yaptırmak ✅ , çok çok iyi geldi. 🐝