Viyana

Bu post sadece günübirlik gezilmiş ve görülmüş yerleri içeriyor.

  • Avusturya’da 9 milyon üstünde kişi yaşıyor, nüfusun beşte birinden fazlası Viyana’da yaşıyor yani, 2 milyonun üzerinde nüfusa sahip.
  • Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun iki başkenti vardı: Viyana ve Budapeşte. 1867’de kurulan ve ikili monarşi olarak bilinen bu imparatorlukta, her iki şehir de kendi yönetim alanlarının merkeziydi.
  • Viyana: İmparatorluğun Avusturya bölümünün, “Cisleithania” bölgesinin başkentiydi. İmparatorluktaki en büyük şehir ve merkezi kurumların bulunduğu yerdi. Budapeşte: İmparatorluğun Macaristan bölümünün, “Transleithania” bölgesinin başkentiydi. Budapeşte, bu dönemde hızla büyüyerek Viyana ile eş düzeyde bir başkent haline gelmiş.
  • Fransa, İngiltere, Portekiz, İtalya, İspanya gibi ülkeler kıtalar arası büyüyüp, yabancı topraklardan getirdikleri finansal ve kültürel zenginlikleri topraklarına yığarken, Avusturya – Macaristan İmparatorluğu sadece Avrupa topraklarında büyümesi sebebiyle farklı kültürlerle etkileşimi daha az olmuş. Viyana’ya gittiğinizde bu “saf Avrupalı” mirasını göreceksiniz.
  • Avusturyalılar ve Almanlar tarihsel olarak aynı Cermen kökenlere dayanıyor, ancak modern anlamda iki ayrı milleti temsil ediyorlar. 19. yüzyıla kadar Avusturyalılar da kendilerini etnik olarak Alman olarak görüyordu ancak Avusturya’nın kendi Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nu kurması, kendine özgü bir kimlik ve kültür geliştirmesine neden oldu böyle olunca günümüzde Avusturyalıların büyük çoğunluğu kendilerini Alman değil, Avusturyalı olarak tanımlıyor.
  • Kahve Kültürü ve Türk Kuşatması: Viyana’nın ünlü kahve kültürü ve kafeleri, 1683’teki II. Viyana Kuşatması’na dayanıyor, Osmanlı ordusunun geri çekilmesinin ardından geride bıraktığı çuvallar dolusu kahve çekirdeği, Viyanalıların kahveyle tanışmasını sağlamış. Hatta Viyana’nın meşhur “Melange” kahvesi (sütlü ve kremalı kahve), bu keşiften sonra ortaya çıkmış, bu kültür, UNESCO Dünya Somut Olmayan Kültür Mirası listesine kabul edilmiş. Kahvenin tadını keşfeden Osmanlı’nın Yemen Valisi, Etiyopya’dan getirdiği kahve çekirdeklerini Sultan’a takdim eder. Sarayda ustaların çekirdekleri kavurma & kahveyi pişirme methodlarını geliştirilmesiyle kahve önce saraya ve sonra da kültürümüze girer. Kahve de bu kuşatmalar sonucunda Viyana’ya gider. 
  • Osmanlı 2. Viyana kuşatmasından da eli boş dönerken, ordusu için çuvallarla taşıdığı içi kahve çekirdeği dolu çuvalları da ardında bırakır. Kuşatma sonrası savaş alanını kolaçan eden Viyanalı askerler, surların dibinde içinde ne olduğu anlaşılamayan bu çuvalları bulurlar. Hatta çuvalların içindekileri deve dışkısı sanıp, gübre olarak yakmaya karar verirler ama o zaman ikili oynayan komutan Georg Franz Kolschitzky çekirdekleri tanır ve imparatordan çuvalların savaş ganimeti olarak kendisine verilmesini talep eder. Kolschitzky, “Zur blauen Flasche” (Mavi Şişe) adında Viyana’nın ilk cafesini açar. Osmanlı’nın sade tükettiği kahveye sütü de ekleyerek yeni tatlar elde eder. İşte o gün bugün her köşe başında türeyen cafeler şehirin vazgeçilmez bir parçası haline gelir.
  • Türk kahvesi kültürü nasıl UNESCO Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’ndeyse, 17. yüzyıl sonlarına kadar uzanan Viyana’daki cafe kültürü de öyle. Tabi cafelerin bu logoya sahip olması için bazı temel özelliklere de sahip olması gerekiyor. Şu an Viyana’da bu logoyu almaya hak kazanmış en az 100 cafe var.
  • Viyana’ya kadar gelmişken denenmesi gereken kahveler ; Kleiner schwarzer, kleiner brauner, kapuziner, einspänner, mélange.
  • Viyana, dünya çapında sık sık en yaşanabilir şehir olarak seçiliyor, Budapeşte ile kıyasladığımda ise şehirde Tuna nehri Budapeşte’de ya da Prag’da olduğu gibi ön planda değil, bisiklet yollarını Budapeşte ile kıyaslamak hata olur, Viyana benim gözümde tarihi binalarla dolu klasik bir avrupa şehri.
  • 1913 yılında, tarihin akışını değiştirecek önemli çoğu isim aynı anda Viyana’da yaşıyordu; Adolf Hitler, Josef Stalin, Leon Troçki, Josip Broz Tito ve Sigmund Freud. Bu kadar farklı ideolojilere sahip ismin aynı şehirde, aynı dönemde bulunması oldukça şaşırtıcı bir tesadüf.
  • Viyana diyince akla Sigmund Freud, Egon Schiele ve Gustav Klimt gelir.
  • Mozarthaus : Wolfgang Amadeus Mozart Viyana’ da sayısız ev değiştirmiş, ama günümüze kadar ayakta kalabilen yegane ev St. Stephens Katedrali’ne oldukça yakında olan ve Mozarthaus adını alan ev olmuş. Bestekar burada 1784’le 1787 yılları arasında yaşamış ve hayatının belki de en verimli zamanlarını geçirip inanılmaz çok besteye imza atmış. Evin şu anda müze olarak sergilenmesinin en önemli nedenlerinden biri de 3 sene gibi kısa bir zamanda ortaya çıkardığı müthiş eserleri sergileyebilmek.
  • Before Sunrise izlemeden Viyana’ya gitmeyin.
  • Manner Wien, Viyana’nın meşhur gofreti ve Almdudler avusturya menşeli gazoz, Mozart Çikolatası deneyin.
  • Mozartkugel – Mozart çikolatası : ilk kez 1890’da şekerlemeci Paul Fürst’ün fıstıklı badem ezmesi (marzipan) toplarını çikolata ile kaplamasıyla çıkmış, üzerinde Mozart’ın portresinin bulunduğu yuvarlak ve altın renkli kaplaması var.
  • Şnitzel (Wiener Schnitzel) , Viyana Sosisi (Wiener Würstel) denenmeden dönülmeyecekler arasında.
  • Buraya kadar gelmişken denenmesi gereken lokal bir kaç şey ;
  • Kartoffelpuffer Patates çiğ haliyle eziliyor, yumurta ve unla karıştırılıp baharatlandıktan sonra tavada pişiriliyor, patates mücver diyebiliriz.
  • Kaiserschmarrn : rom, şeker, kuş üzümü, vanilya katılarak yapılan pankek, küçük küçük dilimlenip yanında elma sosu üstüne de pudra şekeriyle servis ediliyor. Imparator bu tatlıyı çok seviyormuş hatta ismi de imparator demek olan kaiser ve uydurma demek olan schmarrn kelimelerinden geliyor.
  • Apfelstrudel : elmalı turta, bizdeki tarifinden farkı; içinde kuş üzümü, rom, karanfil, limon suyu olması. Cafe Central ve Cafe Landtmann Viyana’daki en iyi apfelstrudel yapan yerlerden olmaları.
  • Sacher Torte : Avusturya mutfağının en ünlü tatlılarından biri, Avusturyalı Franz Sacher’in buluşu, Pastayı icat eden usta çırağı Franz Sacher, baş aşçının hastalanması üzerine alelacele bu pastayı yapıverir ama pastayı tadanlar bayılır. Daha sonra ünü alıp başını yürüyen pastanın sırrını yıllarca korur ve ondan sonra gelecek kuşaklara aktarır. 1876’da Sacher Otel’in altında Sacher pastanesini açarlar. Türkçe “zaher” diye okunuyor ve yoğun çikolata sevenler için ideal bir tatlı. Sacher-torter çikolatalı kekin arasına ince bir tabaka kayısı marmelatı konularak yapılıyor üstüne ise bitter çikolatalı bir sos dökülüyor.
  • Cordon Bleu şnitzelle cordon bleu birbirine acayip benzeyen yemekler; şnitzel içine bir şey konmadan dövülüp kızartılmış et-tavuk, cordon bleu’nün içineyse peynir veya domuz salamı konuyor, Schnitzel Wirt’de deneyebilirsiniz.
  • Julius Meinl 1862 yılında açılmış, dünyaca ünlü bir kahve üreticisi, Stephensplatz’a yürüyerek 5 dakika olan Julius Meinl am Graben şubesine uğrayabilirsiniz.

Budapeşte’den Viyana arabayla 3 saat olduğu için, günübirlik gitme kararı aldık. Arabamızı Operabinasının karşısında yer alan yer altı kapalı otoparka park ettik, 4 saat civarı bir miktara 22 euro ödedik.

  • Innere Stadt : Viyana’nın 1.bölgesi , Aziz Stephen katedrali, Hofburg Sarayı , Ispanyol binicilik okulu, Albertina, Opera gibi şehrin en turistik popüler noktalarını içeren yer.
  • Bitzinger (Augustinerkeller Bitzinger Wien) : Bosna ve Würstel ile ünlü, Bosna wurst, özel baharatlı sosis, soğan, köri, ketçap ve hardal sandviç ekmeğinin içinde servis ediliyor , orijinal ismi Nadanitza olan sosislinin adı sonradan Bosna’ya evriliyor. Bir Bosna’ya 7,3 euro, bir wurst’e 5-6 euro ödedik, take away tarzında bir yer olduğunu düşünürsek fiyatlar bana oldukça pahalı geldi. Würstel dediğimiz şey ise Viyana sosisi olarak geçiyor, Pferd yazıyorsa bu da at eti içerdiği anlamına geliyor. 
  • Bitzinger’de bir şeyler atıştırdıktan sonra Viyana’ya giden herkesin fotoğraf çekinme noktası Bitzinger’e 1 dk yürüme mesafesinde olan Albertina Müzesinin açık alanına çıktık , eski Habsburg konut sarayı olan görkemli bir binada yer alan Albertina Müzesi, dünyanın en önemli sanat koleksiyonlarına ev sahipliği yapıyor.
  • Karntnerstrasse: Viyana’nın en ünlü ve tarihi alışveriş caddelerinden biri, Viyana Devlet Operası’nın -Wiener Staatsoper yanındaki Karlsplatz’dan başlar, şehrin merkezi olan Stephansplatz’daki Aziz Stefan Katedrali’ne – Stephansdom kadar uzanıyor.
  • Öğle yemeği noktamız Figlmüller, Figlmüeller 1905 yılında kurulmuş eski bir yer, iki şubesi var. Biri 1905’ten beri olan Restoran Wollzeile, diğeri de ona çok yakın 2 dakika yürüme mesafesinde olan Restoran Bäckerstraße, biz açık havada oturabildiğiniz sonra açılan yerine gittik. Şnitzel ve Viyana patates salatası- Erdäpfelsalat söyledik, klasik Türk usulü patates salatasından farklı olarak sirkeli, et suyu bazlı ılık bir sosla hazırlanıyor., Viyana şnitzeli’nin yanında servis ediliyor, kuzu marul dediğimiz vogerlsalat koyuyorlar içerisine, yediğim en iyi patates salatasıydı. Bir Wiener Schnitzel 33 euro, bir Erdöpfel 7 euro, fiyatlar popüler ve turistik bir yer olduğu için oldukça yüksek.
  • StephansdomSt. Stephen’s Katedrali : 1147 yılında inşa edilmiş şehrin en gotik en önemli dini yapılarından biri. St. Stephen’s Katedrali’nin 4 tane kulesi var. Güney kulesi en uzun olanı ve Viyana’yı üstten en iyi görebileceğiniz yerlerden biri, 343 basamak çıkmanız gerekiyor.
  • Ankeruhr ClockAnker Saati: Art Nouveau tarzında tasarlanmış saat, iki binayı arasında köprü görevi de görüyor, her gün öğlen 12:00’de, saatin içerisindeki tüm figürler müzik eşliğinde hareket ediyor. Saatin ana özelliği, gün boyunca farklı saatlerde, Viyana tarihinden önemli figürlerin (örneğin Marcus Aurelius, Kont Rüdiger von Starhemberg, Prens Eugen von Savoyen, Maria Theresia ve Franz Stephan von Lothringen) saatin kadranı etrafında hareket etmesidir.
  • Mariahilfer Strasse: Viyana’nın en uzun ve en canlı alışveriş caddesidir. Şehrin en popüler noktalarından biri olan bu cadde, uluslararası markalardan yerel butiklere, kafelere ve restoranlara kadar pek çok mağazayı barındırıyor.
  • Spanish Riding School ağırlıklı olarak beyaz atların bulunduğu geleneksel bir binicilik okulu. Okul atları terbiye ediyor ve binicik dersleri veriliyor. Salıdan Cumaya saat 10.00 – 12.00 saatleri arasında gerçekleşen binicilik derslerini izleyebiliyor veya bu gibi gösterilere katılabiliyorsunuz.
  • Müzeler Bölgesi – Museumsquartier MQ) : eski imparatorluk ahırlarının bulunduğu yerde kurulmuş, Kunsthalle Wien, Leopold, MUMOK gibi bir çok müzeyi içerisinde barındıran kültürel bir alan.
  • Kohlmarkt Caddesi ise ünlü ve lüks mağazaların olduğu caddelerden, Viyana’nın en ünlü cafesi Demel de bu sokakta.
  • Judenplatz – Yahudi MahallesiJewish Square : Judenplatz Viyana’da yahudilerin yoğunlukta olduğu bölge. Yahudiler Viyana’ya yaklaşık 1150 yıllarında yerleşmeye başlamış, 1400 yılına gelene kadar birçok farklı iş ve statüden yahudiler gelmiş ve sinagog, yahudi hamamı, okulu ve hastanesi yapılmış. Judenplatz’da Yahudi Soykırımı’nda hayatını kaybetmiş yaklaşık 65 bin Avusturyalı yahudi için anıt yapmışlar.
  • Rathaus – Belediye Binası : Rathaus aslında Almanca belediye binası demek. 1883’te yapılmış, Neo-gotik mimariye sahip binada 2000’den fazla insan çalışıyor. Karşısındaki büyük parkta Rathauspark. Icini gezmeye gerek yok. Bina hala Viyana Meclisi’nin genel merkezi, günümüzde hala işleyen bir devlet binası. Yazın binanın avlusunda açıkhava sineması, kışınsa Christmas market kuruluyor, ocak ayının başından martın ortasına kadar da önüne bir buz pisti koyuyorlar ve gidip buz pateni yapabiliyorsunuz, Temmuzun ortalarında belediye binasının önünde konserler ve aperol spiritz standları vardı.
  • Palmenhaus Viyana’daki en güzel cafelerden biri, Hofburg Sarayı’nın bahçesi olan Burggarten’da, Albertina Müzesine 1 dk uzaklıkta ve içinde 40 türden 400 serbestçe uçuşan kelebeğin olduğu Kelebek Evi Schmetterlinghaus yanında yer alan cafe kraliyet serasının cafeye dönüştürülmüş hali.
  • Marihilfer’i Hundertwasser EviHundertwasser Residential BuildingHundertwasser Kunsthaus : Friedensreich Hundertwasser Avusturya’nın önemli ve çağdaş sanatçılarından biri. Viyana’nın ekspresyonist yapılarından birine imza atmış, Hundertwasser sürekli kafasındaki ev planını gerçekleştirmeye çalışırken dönemin belediye başkanı 1977’de yazdığı bir mektupla ona fikirlerini hayata geçirebilmesi için bir şans vermiş. Hundertwasser bunun için gerekli evi bulsa da aslında mimar olmayışı doğal olarak sorun yaratmış ve projeyi gerçekleştirmek için bir mimar arayışına girmiş. Sonunda Joseph Krawina isimli mimarla bu evi hayata geçirmişler. olarak bilinen Hundertwasser Evi’nden aslında birkaç tane var; original ilk ev Landstraße Bölgesi’nde, diğerleri Alsergrund, Plochingen ve Magdeburg‘de. İçinde Hundertwasser’in diğer eserlerini veya evle alakalı hediyelik eşyalar bulabileceğiniz bir dükkanı var.
  • Prater BölgesiWiener Prater büyük bir park, dünyanın en eski eğlence parklarından biri. Wurtzel Prater meşhur devasa dönme dolap da 1897 yılında yapılmış. Dönme dolabın dünya çapında ünlenmesinin en büyük nedenlerinden biri Amerikan film endüstrisi tarafından keşfedilip Hollywood filmlerinde arka plan olarak kullanılmasıyla olmuş. Hollywood ismi Giant Ferris Wheel 64 metre uzunluğuyla 1920’den 1985’e kadar dünyanın en uzun dönme dolabıymış. Avrupa’da bugüne kadar gördüğüm en iyi lunaparklar arasında.
  • Republik kugelmügel – Mikro Devlet Kugelmugel : Prater Bölgesi’nde bulunan bir “mikro devlet, Kugelmugel aslında ilk başta 1971’de Landesstraße’de yapılmış 30m² büyüklüğünde top şeklinde bir bina ve binayı yapan Edwin Lipburger ve Avusturya hükümeti arasında ciddi anlaşmazlıklar olmuş. Hatta Lipburger tutuklanıp 10 hafta hapishanede yatmış. 1976 yılında ise Kugelmugel bir mikro devlet olarak bağımsızlığını ilan etmiş. Sonrasında ise 1982’de ev Prater’e taşınmış ve dikenli tellerle çevrilmiş. Kugelmugel Anti-faşizm Bölgesi olarak geçiyor ve şimdilerde belediye tarafından yönetilip turistlerin gezi noktası olarak işlev görüyor.
  • Veba Anıtı – Pestsäule : heykel veba Viyana’yı terkedince adak olarak 1694 yılında yapılmış, o dönemlerde vebanın, tanrı tarafından cezalandırmak için gönderildiğine inanılıyormuş. Osmanlı kuşatması için de benzer bir inanış söz konusu olduğundan anıt üzerinde her iki duruma da göndermelerde bulunan semboller bulunuyor. Şehrin alışveriş caddesi olarak adlandırabileceğimiz Graben Caddesi’nde bulunuyor.

İkinci Viyana yazısında görüşmek üzere.

Leave a comment