Sibiu – Sibin

Braşov’dan Sibiu’ya yolculuğumuz 2:30 saat sürdü, Sibiu’da konaklamayacağımız için eşyalarımızı tren garında ki emanete bıraktık, tren olduğu sürece bagajınızı size geri verecek insan da oluyor, size bilet kesip eşyaları garda ki arka bir odaya kilitliyorlar.

Almanca Hermannstadt, Macarca Nagyszeben denilen Sibiu, Cibin nehrinin yakasında yer alıyor. Vatikan’ın yazılı belgelerine göre adı ilk defa 1191 yılında Cibinium olarak geçmiş. Bu isim şehrin yakınlarından geçen Cibin Nehri dolayısıyla verilmiş .

Sibiu’ nun bir başka özelliği de Romanya’daki ilk hastanenin, okulun, kütüphanenin ve eczanenin burada açılmış olması.

Sabah 6:55 Brasov CFR Calatori trenine bindik ve şansımıza kompartman çıktı, 2:30 saat uykudan sonra 9:30 gibi Sibiu’daydık, trene kişi başı 50,6 Ron verdik, indiğimiz gibi scooter kiraladık ama Sibiu old town tahmin ettiğimizden daha küçük ve masalsı olduğu için kullanmaya gerek kalmadı.

Şehrin nüfusu sadece 277.574 kişi. Rumenler – %95,9, Macarlar – %1,6, Etnik Alman (Erdel Saksonları) %1,1, Romanya Romanları %0.4.

Sibiu’ya kültür & sanatın Romanya’daki en büyük kalesi deniyor. 2007’de de Lüksemburg ile beraber Avrupa Kültür Başkenti seçiliyor.

Forbes Dergisi tarafından da Avrupa’nın en huzurlu 8. kenti seçilmiş.

Osmanlı’nın Avrupa’daki ilerleyişiyle şehrin savunması güçlendirilmiş, Sibiu’ nun etrafı 14. yüzyıldan itibaren surlarla çevrilmeye başlanmış, savunma ve gözetleme amaçlı 39 defans kulesi eklenmiş, Surlar ve kuleler o kadar güçlüymüş ki, Osmanlı ordularını 3 defa durdurmayı başarabilmiş, Papa tarafından Sibiu şehrine, “tüm Hristiyanlığın savunucusu” adı verilmiş.

Sibiu yakınlarında 1442 yılında Hermannstadt Muharebesi’nde savaşta Macaristan Krallığı ordusu Osmanlı kuvvetlerini yenilgiye uğrattı. Sibiu 1526 yılında tüm Erdel Prensliği gibi Osmanlı hükümlüğüne girdi. Sıklıkla Osmanlı ordusunun harekât alanı olan şehir, 1660 yılındaki Sibin Muharebesi’ne de adını verdi.

Osmanlı 17. yüzyılın sonunda Avusturyalılar tarafından yenilgiye uğratıldıktan sonra Erdel, 1692-1791 yılları arasında Avusturya İmparatorluğu’nun büyük bir prensliği haline geldi.

 I. Dünya Savaşı sonrasında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun dağılmasıyla yerleşim Romanya topraklarına katıldı. Şehir, 1919 yılında Sibiu adını aldı. II. Dünya Savaşı sonrasında diğer Alman şehirlerinde olduğu gibi şehrin asıl kurucuları olan Almanlar buradan göç etmek zorunda kalmışlar, Alman kökenli etnik nüfus sınır dışı edilmelerle azalmış. Sonraki yıllarda komünist rejimin baskısı ve ekonomik nedenler sonucu Alman etnik nüfusu Almanya ve Avusturya’ya göç etti.

Sibiu, Transilvanya’da Alman Saksonların 12.yy da kurmuş olduğu 7 Sakson şehrinden (Siebenburgen) en zengini ve en büyüğü. 1940’lara kadar nüfusun büyük çoğunluğu Almanmış. Bu şehrin kültürünü ve mimarisini tamamen bu Alman mirası şekillendirmiş. Şu an Erdel’deki Alman azınlığın en önemli merkezi, bu yüzden belli bir sene öncesine kadar Octoberfest- Sibiu festivali varmış. 1920’de ilk üniversite açıldığından bu yana şehirde önemli bir öğrenci nüfusu var.

18-19. yüzyıllarda tüm Transilvanya şehirlerine Art Nouveau (yeni sanat) ve Viyana Secession tarzı binalar inşa edilmiş.

Gezilecek Yerler

Yukarı şehir ile başlıyoruz, geçmişte zengin tüccarlar ve şehrin ileri gelenleri yukarı şehirde yaşarmış. Aşağı şehirde ise daha çok emeğe dayalı üretim yapılan dükkanlar bulunurmuş. Bu nedenle aşağı şehirde gezilecek bir old town yok daha çok ev, restoran, cafe ve oteller bu bölgede bulunuyor.

Sibiu’nun sur içi bölgesi düz ayak değil, 13.Yüzyıldan kalma merdivenli pasajların ve arkların olduğu çok güzel renkli sokakları var.

  • Piata Mare (Great Square) Büyük Meydan Old town bölgesinin merkezi, şehrin en büyük meydanı. Ortaçağ’da pazarların kurulduğu, 13.Yüzyıldan kalma Konsey Kulesi’nin tahıl ambarı, yangın gözetleme kulesi, geçici hapishane, botanik müzesi olmak gibi zaman içinde birçok fonksiyonu olmuş, halka açık konsey toplantıları ve idamların yapıldığı meydan. Etrafına sıralanmış kafe, restoranları görebilirsiniz.
  • Nicholae Balcescu Caddesi
  • Gheorghe Lazar Sokağı
  • Council Tower Konsey kulesi Uzun süre tahıl ambarı, yangın gözetleme kulesi ve zindan olarak kullanılmış.
  • Piata Mica (Small Square) küçük meydan
  • Luxemburg House, Lüksemburg’un desteğiyle 1999-2003 yıllarında restore edilmiş. Klasik, Barok ve Rokoko stilinde restore edilen ev, bu evde kalma imkanınız da bulunuyor.
  • Liar’s Bridge (Yalancılar Köprüsü), 1859 tarihli köprü tüm Romanya’nın en eski demir köprüsü, şehrin en büyülü duran yerlerinden biri, köprü Küçük Meydan ile Huet Meydanı’nı birbirine bağlıyor. Demire dönüştürülmeden önce de köprü tahtaymış, tahta olduğu zamanlarda bu köprüde üçkağıtçı tüccarlar ve aşklarının sonsuza kadar süreceğini iddia eden çömez aşıklar buluştuğundan ismi Yalancılar Köprüsü’ne çıkmış. Efsaneye göre üzerinde yalan söylenirse köprünün çökeceğine inanılıyormuş. Geçmişte küçük meydanda ticaret yapan esnaf, halka bir şeyler satabilmek için çok fazla yalan söylermiş, o yüzden yalancılar köprüsü denmiş ve köprünün üzerinde yalan söyleyince yıkılacağına inanılırmış. Romen diktatör Çavuşesku, bir keresinde bu köprüye çıkıp konuşma yapmış ama köprü yıkılmayınca efsane silinmiş.
  • Staircase Tower – The Stairs Tower Demirci Kulesi- Merdiven Kulesi, günümüzde Sibiu’ nun en eski yapısı olma özelliğinde. 13. yüzyılda, aşağı şehir ile yukarı şehri birbirine bağlamak için yapılmış. Uzun merdivenlerinden dolayı adına merdiven kulesi denilmiş. Bu bölgede eskiden demirci dükkanları bulunurmuş.
  • Evangelical Cathedral Evanjelist, Hristiyanlık bildilerini yayan kişilere deniliyor ve tarihte onlara adanan ilk katedral burası.  1520 yılında, 12. yüzyıldan kalma eski bir Roma kilisesinin üzerine inşa edilmiş. Küçük sivri kuleleri ve 73 metre yüksekliğindeki ana kulesiyle Transilvanya’ nın en büyük yapısı olma özelliğinde. tepeye çıkıp şehir manzarasını izleyebilirsiniz.
  • Mitropoliei Caddesi, sonunda bulunan Ortodoks Katedrali Romanya’da Ortodoks mezhebinin merkezi konumunda. 1902 yılında, Bizans stilinde, Ayasofya Camii – İstanbul’dan esinlenilerek inşa edilmiş.
  • Kutsal üçlü katedrali
  • Astra parkı Sibiu, masaların etrafında toplaşıp tavla oynayan amcaları izleyebilirsiniz, Türkiye’de kine bu kadar benzer bir şey gördüğüm için mutlu oldum.
  • Dumbrava Sibiului Tabiat Parkı
Mekan Rehberi
  • Cafe Wien kahvaltı için ideal, fiyat : en dolu kahvaltısı 49 lei ve kesinlikle Türk kahvaltısından sonra bomboş bir tabak gibi geliyor gözünüze, normal kahvaltı tabağı 29 lei. 1 lt lik bir suya 20 lei verdik o yüzden kesinlikle mekanlarda su içmeyin.
  • Pivnita de Vinuri Weinkeller, açık havada şarap ve bira içmek için en güzel yer.
  • Crama Sibiu Vechi , Sibiu’nun en otantik yeri, şarap mahzeni artı restoran, geleneksel Romanya yemeği
  • Simpa, kahvaltı için
  • Starbucks, Old Town
  • Benjamin Steakhouse & Bar
  • Restaurant Crama Sibiana
  • Monsieur Joben, Delis Restaurant, Restaurant Lyra
  • Restaurantul Prima

Sabah 9:30tan akşam 23:00 ‘e kadar Sibiu sokaklarında zaman geçirmek bizi zorladı, bugün karşılaştığımız en kötü havaydı üstüne yağmur ve rüzgar vardı, mekandan mekana atlayıp sürekli içtik, akşama doğru ilk Monsieur Joben sonra Delis Restaurant en son Restaurant Lyra ‘ya oturduk, bir mekana otururken kapalı alanı, sıcak ve mekanın canlı olmasına odaklandık, 23:30’dan sonra Sibiu merkez de açık bir kafe bar bulma imkanınız zor. Restaurant Lyra kapatırken biz de kalktık ve tren garına ilerledik.

Monsieur Joben fiyat : 1 tane 500ml Ciuc draft bira 14 lei.

Delis Restaurant fiyat : 1 tane 500 ml Ursus draft bira 12 lei, patates 15 lei.

Restaurant Lyra fiyat : 1 tane 400 ml Tuborg draft bira 12 lei,

Sibiu 23:43 biniş Arad 04:38 inişli CFR Calatori bileti almıştık kişi başı 76,25 lei, hem konaklamaya para vermemiş oluyorsunuz hem gece bileti olduğu için ucuz bilet almış oluyoruz hem de bu kadar uzun yolu gece atlatıp gündüzü değerlendirebiliyorsunuz ama bizim şansımıza tren de kompartıman yoktu ve yatak için kişi başı ekstra 50 lei istediler, sadece nakit kabul ettikleri için de normal koltuklarda oturmak zorunda kaldık, sesten ve alkollü insanlar yüzünden uyumakta mümkün olmadı.

Geceyi bu kadar kötü geçirince otele vardığımızda ilk işimiz dinlenmek olacak.


Leave a comment