Likya Yolu Görünümlü Muğla-Antalya Rotası

Likya yürüyüşü yapacağız diye çıkıp yaptığımız huzur turu ;

1.Gün

Katrancı Koyu Tabiat Parkı

  • Yüzüp kamp yapabileceğiniz mükemmel manzarası olan bir yer, biz sadece manzaranın tadını çıkardık. Giriş ve kamp ücreti var.

Babadağ 1200 m

  • Babadağ 1200 m rakımına çıkıp Babadağ manzarasını izledikten sonra günbatımında Likya yolunun başladığı meşhur tabeladan devam edip Ovacık – Faralya arası manzara noktasında yürüyerek gün batımının tadını çıkardık.

Ölüdeniz Belcekız Plajı

  • Gün batımında Ölüdeniz – Belcekız plajına karşı oturduk, çarşısını gezdik.

Kelebekler Vadisi

  • Akşam çadır atmak için Kelebekler Vadisi Kamp alanına vardığımızda, kamp alanında insanlar içtikleri ve çadır göremediğimiz için Gül pansiyon‘da konakladık. Sabah kalkıp bölgede yürüyüş yaptığımızda Kelebekler vadisi kamp alanının uçurumda ve düzlüğün altında kaldığını fark ettik, yeşilliklerin arasında olan ücretsiz kamp alanları arasında, önünde aşağı uçmanızı engelleyecek tel çitler yer alıyor, yeşillikler içerisinde bir kaç köy evi arasında kalmış ilginç bir konumu var, kamp alanına en yakın evdeki abla gözleme yapıp satıyor, otlu-peynirli gözleme buraların klasiği.
  • Faralya Konaklama : Gül Pansiyon, Ücretsiz Kelebekler Vadisi Kamp Alanı

2.Gün

Kabak sahil

  • Kelebekler vadisinde kahvaltı ve hızlı bir yürüyüş yapıp arabayla Kabak sahile ulaştık, yabancı turistler tarafından tercih edilen bir bölge. Kabak artık bakir bir koy değil, sahil yeni yapılaşma ile dolu.

The Olive Garden Kabak

  • Konaklama : The Olive Garden, Kabak koyunu tepeden gören efsane manzarasına yeşillikler arasında bungalovlar ve infinity havuz eklenince, çok huzurlu bir ortamı var, mutfak kısmı tat sunum olarak çok iyi, kahvaltı ve akşam yemeklerine bayıldık, yolumuz Kabak’tan geçerse burası hep uğrayacağımız bir yer olacak.
  • Kahvaltıda taze sıkılmış portakal suyu, bal, yoğurt, meyve karışımları.. kahvaltıdan sadece otelde kalanlar yararlanabiliyor. Infınıty havuzu herkes kullanabiliyor, havlu da veriyorlar, ikinci günümüzün tüm gününü bu huzur içerisinde geçirdik. Bir sürahi tropical sangria eşliğinde gün batımına kadar oturup, gün batımında infinity havuza girdik, o kadar iyi hissettiriyor ki anlatamam.

3.Gün

Saklıkent Kanyonu

  • Antalya Fethiye şehirlerinin sınırında kalıyor, iki il sınırındaki Eşen çayı Saklıkent’in kaynağını oluşturuyor. Saklıkent kanyonu 1988 yılında bir çoban tarafından keşfedilmiş, ismini bu kadar geç keşfedilmesinden de alıyor , 1996 yılında Saklıkent milli park ilan ediliyor. Saklıkente giriş ücreti yetişkinler için kişi başı 20 TL, turnikeden geçtikten sonra ahşap merdiven üzerinden yürüyorsunuz ve kanyonda yürüyebilmeniz için deniz terliklerinden kiralanıp satılıyor.
  • Kanyonda yürüdükten sonra şunu net anlıyorsunuz ki, kanyona terlik, çıplak ayakla kesinlikle girilmemeli, belli bir yere kadar deniz terliği ile girebilirsiniz, tüm kanyonu yürümek için bir rehber eşliğinde çıkmak ve profesyonel ekipmanlara sahip olmak gerekiyor.
  • Su çok soğuk zamanla vücudunuz alışıyor ve hissizleşebiliyor, su seviyesi çok yüksek seviyelere çıkabildiğinden engel olmayacak çabuk kuruyacak sportif kıyafetler giyinilmeli. Çok yük taşımamak gerekiyor çünkü her an ıslanabilir, bastığınız yerler bazen içe gömülebiliyor ya da daha derin çıkabiliyor düşen bir çok insan gördük, telefonu cüzdanı su koruyucu bir ekipman içerisine koymakta fayda var.
  • Ekipmanları aldıktan sonra ilk bir halat eşliğinde kanyona girmeye başlıyorsunuz, kanyonda ilerlerken bazen soğuk su bazen çamura dalıyorsunuz. Bu çamurların çeşitli faydaları olduğu söyleniyor ; vitamin, doğal antibiyotik içerdikleri, kan dolaşımını hızlandırıp, kasları rahatlattığı, cildi derinlemesine temizleyip arındırması gibi bir çok etmenden dolayı herkes çamurları vücuduna sürüyor ve Saklıkent Kanyonu çevresinde bulunan çamur banyolarına giriyorlar.
  • Kanyonda yürüyüp zaman geçirmek başlı başına 1 günlük aktivite bana sorarsanız, bizim gibi kanyonda trekking yapabilirsiniz, rafting ve çamur banyosu yapılacak aktiviteler arasında. Kanyonda ilerlerken insanlara yardım eden rehberler ve uyarılar görüyorsunuz.
  • Kanyondan çıktıktan sonra, çay üzerine kurulmuş otantik yer sofralarında gözleme yiyip dinlendik daha sonra Saklıkent’ten 30 km uzaklıktaki Patara Antik Kentine geçtik.

Patara Antik Kenti

  • Patara Antik Kenti, Fethiye Kalkan arasında ki Gelemiş Köyü’nde yer alıyor, Likya’nın en önemli ve en eski şehirlerinden bir tanesi. Akdeniz kaplumbağaları Caretta Caretta’ların milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp yavruladıkları nadir sahillerden biri. İlgin bir bilgi olarak günümzde Noel Baba olarak bilinen Saint Nicholas (Aziz Nikolas) M.Ö 4. yy’da Patara’da doğmuş. Patara Antik Kentine müze kart ile arabanızla geçtikten sonra Likya Meclis binasını ve bir çok kalıntıyı görerek geçiyorsunuz, Patara antik kenti ile Patara plajı arası 1 km, ören yerinin kapanış saati 19.30 .
  • Patara plajı kum tepeleriyle meşhur, Patara Kum Tepeleri kumun, dalga ve rüzgar yardımıyla sıkışıp sertleşmesiyle doğal şekilde oluşmuş, bu kum tepelerinde gün batımını mutlaka izleyin. Patara plajı 12 km’lik uzunluğu ve 1500 metreye ulaşan genişliği ile dünyanın 1. en uzun plajı unvanına sahip, plajın doğal sit alanı olduğu için bugüne kadar iyi korunan yerler arasında, çok değişik bir vibe verdiğini söyleyebilirim. Plajda Kaş belediyesine ait hizmet veren günübirlik beach tesisi bulunuyor. Yanımıza kahvelerimizi alıp en güzel kum tepesini bulana kadar yürüyüp kendimizi tepelerden aşağı yuvarladık, plaj o kadar sakin ve temizdi ki istediğimiz gibi sahilde , kumların üzerinde koştuk.

Küçük Çakıl Plajı

  • Kaputaşa yol alırken kayaların arasında yol üstünde yer alan çakıllı küçük bir plaj.

Kaputaş Plajı

  • Antalya’ya ilk kez geldiğim için ilk görmem gereken nokta burasıydı benim için.
  • Beklediğimden daha küçük bir koy.
  • Küçük çakıl plajı gibi Kalkan-Kaş sahil yolu arasında, sahil yolundan merdivenle inerek ulaşılan efsanevi turkuaz rengindeki güzel koy.
  • Plajda belediyenin hizmet verdiği beach var.
  • Herkesin fotoğraflarına eşlik eden o görüntü için uçurum dibindeki kayaya oturmak gerekiyor.
  • Caretta carettaların uğrak noktalarından olan yerlerden.
  • Kaputaşa 1 km uzaklıkta Mavi Mağara denilen sadece fokların yaşadığı ve tekneyle ulaşabilen koruma altında bir yer varmış buraya gitme fırsatımız olmadı tabi.

Kaş Merkez

Kaş Çarşı
  • Kaş Çarşı en beğendiğim belde çarşılarından oldu çok kaliteli mekanlar ve esnaflarla dolu.
  • Konaklama : Arıkan Bungalow & Camping, Kaş merkeze çok yakın, marinayı ve Çukurbağ yarım adasının yemyeşil manzarasını yukarıdan izledik. Platform üzerine çadırınızı kurabileceğiniz alanlar ve bungalovlar var, her platformun kendi ışığı ve üçlü prizi var. WC, internet, duş, mutfak, kahvaltı servisleri var. Nisan ayında gittiğimiz için bizim dışımızda kimse yoktu, kamp sahibi anlayışlı biriydi o olmadan istediğimiz yere çadırımızı kurduk, kişi başı 150 TL verdik ama Likya turundan caymamızla aynı sebepten ötürü gece 3 gibi çadırı kaldırmak zorunda kaldık, gündüz gece arası sıcaklık farkı çok fazla, gece soğuktan uyuyamadık.
  • Cafe barcelona, 1999 yılında kurulan mekan sahiplerinin çok sıcak kanlı olduğu sevdiğimiz yerlerden oldu.
  • Old House Shot Bar

4.Gün

  • Dördüncü günün sabahında Kaş merkezde kahvaltı yaptık, Kaş Kahvaltı – Helios Restoran karşısında kahvaltı yapabileceğiniz Kaş Dudu kahvaltı adlı başka bir mekan daha var bu mekan da popüler, Helios restoran akşamları rakı mekanına dönüşüyor, kahvaltısı gayet iyiydi iki kişi için 480 Tl verdik.
  • Çukurbağ yarımadasına geçip adayı turladık, ve arkasında çok değişik bir vibe bırakan, Meis adasına bakan 5 yıldızlı hayalet otele geldik Aquapark Hotel.
  • 5 Yıldızlı Hayalet Hotel Aquapark Hotel, kaydıraklı terk edilmiş bu oteli bulabilmek için 2-3 kez tur attık, çitlerle etrafı kapatılmış yere toprak bir yamaçtan inip çoktan kesilmiş tellerin arasından geçiyorsunuz, Rusların favori mekanı heralde, Ruslar herkesten önce keşfetmiş olacak ki terk edilmiş otelin her bir yanı Rusça graffiti, yazılarla dolu.
  • Yıkık kaydıraklara çıkarken kafamızın üstünden drone uçuran Ruslar vardı. Karşımızda meis adası, 2000lerin başından kalma görünce içimi mutlu eden mimari desenler, içi çöplük dolu boş bir havuz, üstüne çıktığımızda yıkılma tehlikesiyle sallanan kaydıraklar, kırık camlar, mükemmel deniz ve Meis adası manzarası, sona sakladığım en mükemmeli ise etrafında çitleri kalmayan denize sıfır basketbol sahası. Bana çok değişik hissettiren Türkiye’de başka örneğini göremeyeceğime emin olduğum bir yer. Tam drone uçurmalık , klip çekmelik bir yerdi. Otelin her bölgesinden deniz manzarasını görebiliyorsunuz. Büyük ihtimalle doğal sit alanını ihmal edip kaçak yapılaşma yapılan bir yer. Buradan sonraki noktamız Göcek .
  • Göcek, koylarına genellikle tekne ile ulaşılan bir çok güzel koyu olan yer, benim favorim Hamam koyu ( Keleopatra Koyu), Fimi Island, Akvaryum Koyu ve bir çoğu. biz Göcek çarşısında gezdik, bir çok tatil yerinde olmayan Kahve dünyası, penti, Vakkoroma gibi bilindik bir çok marka var, sahilinde yeşillikler içerisinde cafeler ve denize sıfır akşam yemeği ve rakı mekanları var. Göcek Skopea Marinayı geçtikten sonra Göcek’in en çok fotoğraflanan meşhur D-Marin Göcek Marina’ya geldik, evlerin arasından geçen kanal üstündeki köprüde fotoğraf çekilen bir çok kişi görebilirsiniz.
  • Göcek’te favori mekanımız Sailor Pub, D-Marin içerisinde bulunan yeşillikler içerisinde bar.
  • Güverte restoranda akşam rakı yapıp, Göcek merkezde konaklama uygun olmadığı için yakın bölgede bir yerde kaldık.

5.Gün

  • Dalyana geçiyoruz, Dalyan Gölbaşı Restaurant da kahvaltı yaptık, doğayla iç içe güzel bir mekandı.
  • Dalyan, diğer yerlere kıyasla daha sakin daha esnaf kalmış bir yer, çarşısı gençlere hitap edecek bir yer değil, İngiliz turistleriyle meşhur bu insanlar bile genelde emekli tayfa, her yerde English breakfast tabelalarını görebilirsiniz.
  • Kral mezarlıklarını daha yakından görmek için Dalyan merkez’ den İztuzu plajına götüren Dalyan Tekne Kooperatifine bindik, en uygun tekne kooperatifin kişi başı 100 TL gidiş dönüş.
  • İztuzu plajı, tuzlu su – tatlı su arasında kalan bir plaj, çok ender görülebilecek yerlerden. Köyceğiz Gölü’nün denize aktığı yerde Dalyan kanalı, denizle buluştuğu noktada İztuzu plajı var. Caretta Caretta yumurtalarını bıraktığı için Turtle Beach “Kaplumbağa Plajı”da deniyor.
  • DEKAMER – Deniz Kaplumbağaları Araştırma, Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi 2009 yılında faaliyete geçen, İztuzu Plajında yaralı kaplumbağalarının tedavi edilip doğal ortamlarına döndürüldüğü bir tedavi merkezi bulunuyor sadece tedavi etmekle kalmayıp bir çok konuda çalışıyorlar ; tahribata uğramış kaplumbağa yuvalarını taşıyorlar, genetik araştırmalar, çevre kirliliğinin kaplumbağa yaşamları üstündeki etkisi. Kaplumbağaların birincil ölüm sebepleri balıkçı ağlarına takılarak yaralanmaları sonucu boğulmaları, çoğu balıkçı denize geri bıraksa bile yaralı ya da baygın olan deniz kaplumbağalarının çoğu ölüyormuş. Gönüllülük esasıyla çalışan yapılaşması , kıymetli bir amaçları var ; https://www.dekamer.org.tr/gonullu.html üzerinden göz atabilirsiniz.
  • Avrupa’nın en temiz plajları arasında gösteriliyor. Plajı kum ve denizi sığ. İztuzu plajını belediye işletiyor, şemsiye şezlong ve kafe bulunuyor. Akşam 8 – sabah 8 arası kumsala girmek yasak. Ayrıca nesli tehlike altında olan Kum zambağı bitkisinin yetiştiği yer, Türkiye’de bulunan Kum zambağının ülke dışına çıkarılması yasak. Tekne İztuzu plajında sizi bırakıyor ve yarım saat aralıklarla gelen başka bir tekneye binip geri dönebiliyorsunuz.
  • Kaunos Kral Mezarlıkları, tekne ile İztuzu plajına giderken Kral Mezarlıklarını görüyorsunuz. Kaunos antik bir kent, Kalbis- Calbys-Dalyan Çayının geçtiği dağlık tepenin yamacında şehir kurulmuş. Kentin Dalyan’a bakan dağ yamacında yapılan Urartu’lara dayanan kaya oyma mezarları o zaman nasıl bir mühendislik olduğu konusunda merak ettiriyor. M.Ö. 4. yüzyılda yapılmış yani yaklaşık 2800 yıldır sağlam, bu kaya mezarlıklarının tapınak gibi olanının Kral Kaunos için, eve benzer olanların statü sahibi kişiler için yapıldığı düşünülüyor. Kaya mezarlarını korumak için giriş yasak, kaya mezarları sadece Dalyan kıyılarından görülebilmekte.
  • Dalyan Tekne Kooperatifi Araçlı Feribotları ile arabayla Dalyan çayından karşıya 5 dk da geçebildik, böyle bir şey olmasa araçla 1 saat dolanmamız gerekiyordu, kooperatif gördüğümüz kadarıyla baya aktif ve insanlar araçlı feribotları ve tekneleri sık kullanıyorlar. Türkiye’deki ilk tekne kooperatifi olan Dalyan Tekne Kooperatifi 1983 yılında kurulmuş, tüm çalışanları yöre insanlarından oluşuyormuş.
  • Araçlı feribotla Dalyan çayının diğer tarafına geçtik, Kaunos antik kentine kısa bir baktıktan sonra sıradaki konuma doğru yola çıktık Sultaniye Kaplıcaları .
  • Sultaniye Kaplıcaları, Tarihi 2 bin yılı aşkın olan kaplıca, Ölemez dağı eteklerinde yer alıyor, dünyanın mineral yönünden en zengin (12 mineral) üçüncü kaplıcası, su sıcaklığı 39 derece. Türkiye’de böyle yerler keşfettikçe “Türkiye cennet” lafı cidden anlam kazanıyor. Daha önce hayatımda bu kadar otantik deniz kenarı çamur banyosu yapılan bir kaplıca görmemiştim. Türkiye’nin en yüksek radyoaktivitesi olan kaplıcasıymış. Sultaniye Kaplıcası romatizma, böbrek-idrar yolları, bel ağrısı, metabolizma bozuklukları, ruhsal yorgunluk, cilt ve kadın hastalıkları gibi birçok rahatsızlığın tedavisinin yapıldığı doğal kaynak kaplıcası. ÖLEMEZ DAĞI EFSANESİ de buradan geliyor, Roma zamanında Hastane haline getirilip girişine girişine “Tanrılar adına buraya ölüm giremez” yazılmış, Ölemez dağının adı da buradan geliyormuş.
  • Dünyanın en etkili iki kaplıcasından biri olup Türkiye’de ki çoğu insanın bundan haberi olmazken kaplıcanın yabancı kaynıyor olması ülke de ki genel sorunun küçük bir özeti gibi. Sıcak havuz, deniz suyunun bulunduğu havuz, duşlar, üstü kapalı havuzlar, çamur banyosu ve sağlığa iyi geldiği söylenen akvaryum dolusu küçük balığa ayağınız sokabileceğiniz yerler var. Bu kadar antik ve dehşet değerli bir yerin herkesin kullanımına açık olması güzelken, antik değerin suiistimalinin engellenmesi için önemler alınması gerekiyor. Ayrıca kişi başı ücreti sadece 20 Tl. Çamur banyosuna girip yerden aldığımız çamurları tüm vücudumuza sürdükten sonra kurumasını bekledik, duş aldıktan sonra son rotamız Akyaka’ya doğru ilerledik.
  • Akyaka akşamlarına yetiştik, Kukla Pub Akyaka‘da uzunca oturup insanları izledik, Karanfil 1.sk barların mekanların olduğu sokakta klasik Akyaka evlerinin bir tanesinde oda tutup kaldık.

6.Gün

  • Dönüş günü Akyaka’dan ayrıldık, kahvaltı için Festiva Outlet- Alibi ‘de durup serpme kahvaltı yaptık .
  • Kahve için durak noktası Hedera Kafe, Bornova, üstü asmalarla kaplı huzur veren bir mekan ama kahveleri mekan kadar iyi değil. Yemek ve kahve işini hallettiğimize göre son hız Bursa’ya gidiyoruz böylece tatilimizi sonlandırmış olduk.

Huzur Turu

Hayatımın en güzel turlarından birini atmış olabilirim, 2800 yıldır kalan yapılar, dünyanın en etkili antik kaplıcasından birinde çamur banyosuna girmek, 1988 yılında keşfedilen Saklıkent kanyonunda buz gibi suda trekking yapıp çamura basmak, bir tarafı deniz bir tarafı tatlı su olan İztuzu plajı, Kaş’ın en güzel noktasında Meis adasına bakan 5 yıldızlı terk edilmiş bir hotelde Amerikan filmlerinde ki gibi dolaşmak, boş Patara sahilinde kum tepesinde ayak izimin ne zaman kaybolacağını merak ederek koşmak…

Leave a comment