7 gün 7 gece sürecek vizesiz turda uçakla başlayıp ülkeler içinde otobüsle gezip dönüşü yine uçakla planladığımız bir tura çıkıyoruz.

Balkan turuna çıkmadan önce şunu belirtmekte fayda var Osmanlı imparatorluğunun hükümdarlığı altında uzun süre kalan Balkan ülkelerinde bir çok Osmanlı mimarisi Tekke, cami, han vb .. yapılar, Türkçe konuşan , müslüman olan insanlar, ortak yemeklerin olduğu mutfak kültürü var.
Osmanlı gittiği şehirlerde ilk cami, hamam ardından çarşı yaparmış.
Tura çıkmadan önce birden çok ülkeyi ziyaret edecekseniz para birimleri farklılığı, döviz bürosu olmaması, mekanlarda pos makinesi olmaması, Euro ya da kendi para birimleri dışında para kabul etmemelerinden dolayı çok zorluk yaşadığımız oldu hatta kendi para birimini bile kullanmayıp Euro dışında ödeme kabul etmeyen yerler oldu , durum fazlasıyla sinir bozucu çünkü her exchange de paranız arada erimiş oluyor ve sizi yanınızda her parayı taşımakla uğraştırmış oluyorlar .
Örneğin Bosna Hersek’te , elimde olan Makedonya Dinarı ya da dolarımı bozduramadım döviz bürosu sadece Euro ve Convertible Markı kabul ediyordu.
Balkanlar’da yaşadığımız en garip olay Mostar’da başımıza gelmiş olabilir , Mostar da girdiğimiz bir mekanda başımıza gelecekleri engellemek için dolar kabul ediyor musunuz diye sorup oturduk. 7,5 konvertbl mark tutan 2 kahve için 100 dolar verdik ve para üstü olarak bize 75 Euro vermeye çalıştı , şunu belirtmekte fayda var 20 senedir ilk kez 1 dolar = 1 Euro , 2 Convertible Mark = 1 Euro yani almamız gereken para 96,5 dolar ya da euro farketmiyor. Mekanda bize 96,5 dolar para çıkartamadılar .
Birimizin mekanda kalıp diğerinin parayı bozdurup gelmesini istediler parasını ödemeden kaçmayalım diye , ben de mekandaki adamdan benimle parayı bozdurmaya gelmesini istedim, taa bankaya kadar gittik sıra bekledik üstüne adam parayı iki kez döndürdü orada da 5 euromuz eridi, 100 doları bozmak için pasaportunuza da işlemesi gerekiyor. Günün sonunda 3,5 Euro verip esir arkadaşımı kurtarmış oldum , tabi o da biz bir türlü gelemediğimiz için mekandakilerle tartışma yaşamış , kullanmadığı mobilini açıp aramış.
Mekanlarda 0,5 cent ya da mark peşine düşmeyin karşınızdaki kişi hesabınız görülmüş gibi davranıp size para üstü vermeyecek.
Bir çok Balkan ülkesinde Ziraat Bankası ya da Halk Bankası bulabilirsiniz , Saraybosna, Budva da Ziraat bank gördüğümüzü hatırlıyorum . Belgrad’da Halk bankası görmüştü
Gezeceğimiz Balkan ülkelerinde ortalama asgari ücret 250 Euro yani 300 dolar tabi artık dolar Euro eşitlendi.
ROTA : İstanbul’dan uçağa binip Makedonya Üsküp’ten tura başlıyoruz, her gün sınır değiştirecek şekilde diğer ülkeye geçiyoruz dönüşü Kosova Piriştine’den İstanbul’a yapıyoruz.
1. Gün Makedonya
- Kalkandelen
- Ohrid
- St.Naum
2. Gün Arnavutluk ( Albania )
- Pogradec
- Elbasan
- Tiran
- İşkodra
3. Gün Karadağ ( Montenegro )
- Stevi Stefan
- Budva
- Kotor
4. Gün Bosna Hersek ( Bosnia Herzegovina )
- Medugorje
- Poçitel
- Blagaj
- Mostar
- Saraybosna
5. Gün Sırbistan ( Serbia )
- Belgrad
6. Gün Makedonya
- Üsküp
7.Gün Kosova
- Priştine
- Prizren
İlk ülke Makedonya

- Ülke 1991’de Yugoslavya’dan barışçıl şekilde ayrılarak kurulmuş.
- Makedonya, Yunanistan ve Bulgaristan’la sınır , bize de yakın dolayısıyla.
- Yunanistan ile Makedonya’nın 27 yıldır süren bir isim krizi vardı, Yunanistan’ın kuzey bölgesinin adı da Makedonya olduğundan, aynı isimli komşu ülke Makedonya’nın toprak ve hak iddia etmesinden çekinen Yunanistan, Makedonya isminin Kuzey Makedonya olarak değiştirilmesi konusunda bu iki ülke anlaştı.
- Nüfusun %60’ı Hristiyan , %40’ı müslüman.
- Para birimi Makedonya Dinarı , 1 TL = 3,5 Makedonya dinarı
- Vardar nehri Makedonya ve Yunanistan’dan geçiyor , Makedonya’nın en uzun önemli nehri.
- Dağlık bir ülke bir çok akarsu, vadi orman var ve hepsi el değmemiş benim için bu ülkeyi bu kadar güzel yapan unsurlardan biri bu.
- Denize kıyısı yok ama Ohrid gölünün 3te ikisi Makedonya üçte biri Arnavutluk’a ait.
- Ülke geçimini tarım ve bağcılıkla şarap üretimiyle sağlıyor.
- Makedonya nüfusu 2 milyon .
- %65 Makedon, %25 Arnavut kalanı Türk, Sırp, Boşnak ve azınlıklar.
- 1395-1912 yılları arasında Osmanlı toprakları içerisinde olan ülke 1. ve 2. Dünya savaşlarıyla Osmanlı’dan ayrılarak Yugoslavya’ya katıldı. 1991 de Yugoslavya’dan ayrılarak bağımsızlığına ulaştı.
- Üsküp ( Skopje ) ülkenin başkenti ve en kalabalık şehri . Diğer şehirler; Manastır, Kalkandelen, Ohri , Kumanova.
- Osmanlının bir çok eseri hala ayakta.
Makedonya’nın %70’i Makedon, %20’si Arnavut, %10’u heykel.
Görülecek yerler ;
Matka Kanyonu
Çok doğal bir güzellik , altınızda aracınız varsa kesinlikle görülmeli
Üsküp
- Makedonya Meydanı ,çok büyük bir meydan değil, hem Büyük İskender hem İskender Bey’ in , Kiril alfabesini bulan Kiril Kardeşlerin heykellerinin olduğu , Taş köprü ( Vardar Nehrinin üstünden geçiyor ve Osmanlı yaptırdığı için Fatih Sultan Mehmet köprüsü olarak geçiyor), Paris ve Barcelona da ki Zafer Takı’nın Makedonya versiyonu , otel ve devlet binaları bulunuyor .
- Türk Çarşısı, Osmanlı’dan kalma üç han ( Kapan han ) , cami ( Mustafa Paşa Camii ), hamam ve esnafların bulunduğu yer.
- Üsküp taş köprünün bir yanı müslüman bölgesi diğer yanı hristiyan bölgesi olarak yapılarıyla kültürüyle insanlarıyla kendini gösteriyor , köprüden geçince kendinizi farklı şehirde hissediyorsunuz.
- Üsküp sokakları düzgün paralelleşen bir yer .
- Devlet binalarının önünde Makedonya bayrağını taşıyan yaşlı genç çocuklu bir çok insan bisikletlerle yürüyerek AB üyeliği önerilerini protesto ediyorlardı, Makedonya’nın sınır ülkeleriyle sorunları devam ediyor Bulgaristan Makedonya’nın AB üyeliği için veto veriyor ve vetoyu kaldırması için belli koşullar istiyor , Fransa’nın getirdiği öneride Kuzey Makedonya’nın dilinin Bulgar kökenli olduğunu resmen tanıması, anayasasında Bulgar azınlığı kabul etmesi ve Bulgaristan’a karşı “nefret söylemini” reddetmesini talep etmiş ve Kuzey Makedonya’nın Avrupa Birliği’ne giriş müzakerelerinin ancak bu şekilde devam edebileceğini şart koşuldu , Makedonya halkı bu öneriyi kendi kimliklerini zedeleyici buluyor.
- Merkezinde heykellere bakan Kolektiv adındaki mekana oturduk.
- Oturmuşken Makedonya’nın lokal birası Skopsko içtik.
- Balkan ülkelerinde en uygun bira klasik olarak lokal olan oluyor .
- Bu çevrede çok fazla dilenen bir şey satmaya çalışan insanlar olması bizi rahatsız etti.
- Üsküp’te bir çok healthish mekan var denenebilir.
Kalkandelen ( Tetovo )
- Osmanlı izlerini taşıyan şehirlerden.
- Alaca Cami, renkli süslemeleriyle özgün bir camii.
- Harabati Baba Tekkesi
Mekicite od Straza
- Ohri’ye doğru giderken uğranması gereken Makedonya’nın belki de Balkanlar’ın tattığım en iyi pişisini yapıyor, burek ve tatlı konusunda da bir çok çeşit var .
- 1 pişi, 70 Makedonya dinarı. Yani bir pişi 20 TL.
Ohri ( Makedonyaca Ohrid )
- Ohri gölü UNESCO Dünya mirası listesinde.
- Antik tiyatro
- Ohri müzesi
- Aziz Ohrid Kliment Katedrali
- Çar Samuel Kalesi
- Aziz Yuhanna Kilisesi
- Ohrid gölünün suyu üç yılda bir tamamen kendini temizliyor.
- Ohrid incisi meşhur ve buraya özgü bu inciyi final ürün olarak çıkarmayı bilen 2 aile varmış, bu inciden küpe kolye yapılıyor. Paşita denilen alabalık türünün pullarından yapıyorlar inciyi.
- National Workshop for Handmade Paper El yapımı kağıt atölyesi
- Makedonya’nın Turistik bölgelerinden biri , bir çok heykel Cafe bar bulabilirsiniz , Ohrid gölüne insanlar giriyor.
- İskandinav ülkeleri tuzlu su turizmindense tatlı su turizmini tercih ettikleri için buraya çok geliyorlar.
Sveti Naum
- Arnavutluk sınırına 2km uzaklıkta,
- Doğallığı bozulmamış, Sandal turu yapabileceğiniz , kafede oturup Ohri gölünün doğduğu , Ohri’ye dökülen tatlı suyu izleyebileceğiniz,
- Aziz Naum Manastırı ve şapel bulunan doğal güzellikte kesinlikle uğranması gereken bir yer.
Kemikler Körfezi – Bay of Bones
- Arkeolojik kompleks olan su üzerindeki müze.
- Kesinlikle görülmeli.
- M.Ö. 1200 ile 700 yılları arasına dayanıyor bu göl üstü yerleşim .
Makedonya yeme içme ;
- Hamur işleri ; burek, pogacha, pastrmajlija (pastırmalı pide)
- Tatlı ; sutlijach, ravanija, tulumba
- Ana yemek ; musaka, turli tava, kebapi, kukureç, sarma
- Yemek kültürü bildiğiniz Osmanlı yani , çok bir tatlı kültürleri yok Balkan ülkelerinin Osmanlı’dan gelme baklava, lokum dışında.
- Makedonya bağcılıkla uğraştığından Imperator şarabı en meşhur Makedonya’ya özgü şarabıymış.
OTEL
Makedonya da konaklama için Belvedere Hotel , 4 yıldızlı Ohri gölü manzarasına sahip, havasını beğendiğim eski tarza sahip otel.
2.Gün Arnavutluk

St. Naum ve Kemikler körfezini ikinci gün gezdikten sonra artık Arnavutluk’a geçiyoruz.
Makedonya’dan sonra Arnavutluk’a geçince farklı bir ülkeye geçtiğinizi hissediyorsunuz daha çok plansız yapılaşma ve evin bulunduğu, bir Makedonya kadar kurallara uyulmadığını hissettiğim bir yer oldu.
Arnavutluk Adriyatik denizi Doğu kıyısı boyunca uzanıyor . Karadağ, Kosova,Makedonya, Yunanistan ile çevrilidir. Arnavutluk’un deniz kenarında bir çok şehri olmasına rağmen biz karayla çevrili şehirlerini gezdik .
Dünyanın en büyük mafyalarından birinin Arnavutluk’ta olduğu söyleniyor.
Ülkenin maddi durumu iyi değil, işsizlik yüksek .
Alba, Latince yüksekte duran demek , Albania ismini de topraklarının büyük kısmının dağlık ve yüksekte kalmasından alıyor . Türkler Arnavutluk , yabancılar Albania , Arnavutlar ise Kartallar Ülkesi ‘Shqiperia’ diyor.
Arnavutluk İtalya’ya yakın olması sebebiyle İtalyan etkisi çok , kahvecilerde de görebilirsiniz biz Belgrad Sırbistan harici Starbucksı geçtiğimiz yerlerde görmedik belki mutlaka vardır ama bir Türkiye gibi değil ki biz bunu baya iyi bir şey olarak görüyoruz.
Arnavutluk dediğimizde bilmemiz gereken en azından iki kişi var biri Enver Hoca diğeri İskender bey ( Skanderberg ) .
41 yıl boyunca Arnavutluk’u diktatör olarak yöneten Enver Hoca, 1985 yılında bir kalp krizi neticesinde öldüğünde geriye sosyal, kültürel ve ekonomik bir enkaz bırakmıştı.
Arnavutluk yakın zamana kadar dünyanın dışa en kapalı ülkelerinden biriydi.1990 da Açok partili rejime yönelerek yeniden dünyaya açıldı.
Bunkers in Albania ( Arnavutluk sığınakları )
Arnavutluk’ta Enver Hoca yönetimi sırasında inşa edilen sığınakları bugün ülkenin birçok şehir ve köyde görebilirsiniz. Bir savaş durumunda savunma amaçlı inşa edilen sığınaklar, dairesel formda, yarısı toprak içine gömülmüş, kalın beton duvar şeklinde. Arnavutluk’a yönelik komşu ülkelerin saldırı ihtimaline karşı inşa edilmiş.Sığınakların çoğu, komünizmin çökmesinden sonra yıkılmış ya da müze gibi farklı amaçlarla kullanılıyor. Müze olarak kullanılanlardan biri de aşağıda bahsettiğim Bunk Art 2.
Sığınaklar İşkodra’dan Ohri Gölü’ne kadar Eski Yugoslavya’dan korunmak için, Yunanistan sınırındaki sığınaklar güney komşu Yunanistan’dan korunmak için yapıldı. İşkodra Gölü kıyı şeridi boyunca ise İtalya’ya karşı korunmak için.
Enver Hoca’nın iktidara gelmesi ile ülkede din anlayışı tamamen değişmiş. Dini liderler ve inananlar zulme uğrayıp idam edilmiş.
1967’de ise resmi olarak dünya üzerinde ilan edilen ilk ‘ateist devlet’ olmuş. Komünist Enver Hoca’ya göre dışarıdan gelecek ayrıştırıcı hareketlere karşı dini zayıf nokta olarak görmüş ve ülke genelinde bütün din algısını değiştirmiş. Dini yasaklayıp ortadan kaldırarak ülkeye karşı yapılabilecek saldırıları etkisiz hale getirdiğini düşünmüş bu
- Başkenti Tiran.
- Dili Arnavutça
- Ülke nüfusu 3-4 Milyon arasında
- Avrupa’nın en yoksul ülkelerinden
- Nüfusun büyük çoğunluğu müslüman %80 müslüman geri kalanı Hristiyan.
- Bosna Hersek ile birlikte nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olduğu ülkelerden.
- Bir çok casino var.
- Pek çok Balkan şehri gibi Tiranın da içinden nehir geçiyor.
- 1 TL = 6,83 Arnavutluk Leki
- En çok Mercedes kullanan ülke Arnavutluk
Arnavutların diğer ismine bakarsak , Arnavut kahramanı İskender Bey ( Skandarberg) , Tiran merkezinde heykeli bulunuyor .
Kısaca hikayesine bakacak olursak Baba Kastrioti’nin 4 oğlu Osmanlı tarafından devşirilip saraya götürülür bunlardan biri İskender Bey en az 3 yıl Osmanlı Sarayında rehine olarak tutulur. Dört kardeşten üçü saraydan kızlarla evlendirilir ve hepsi bir şekilde ölür. Gyergi Kastrioti (İskender Bey -Skanderbeg) ise sultanın güvenini kazanır ve valiliğe kadar yükselir . Macarlarla yapılan savaşı komuta eden İskender Bey, Osmanlıya ihanet edip, baba memleketi olan Kruja’yı işgal edip orada beyliğini ilan eder. Arnavutlukun millî kahramanı olarak yaşayan İskender Bey dönemi böylece başlar. Hıristiyanlığa dönerek Osmanlı’ya karşı intikam yemini eder. İskender Bey 25 yıl Osmanlılarla mücadeleye girişir. Osmanlıyla yaptığı 25 savaşın neredeyse tamamını kazanır.
Arnavutluk yemek
- Arnavut ciğeri
- Elbasan Tava ( Tave Kosi )
- Goulash ( çorba )
- Biberli Tiran Fergese ( güveç )
- Byrek, byrektore
Pogradec, Tiran’a giderken geçtiğimiz sınır şehri , arabayla bir turlanabilir özellikle dikkat çeken bir şey göremedik.
Elbasan
- Elbasan 500 yıl boyunca Osmanlı’nın Arnavutluk’taki kent uygarlığının merkezi oldu.
- Elbasan kalesi, Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirildi ve Elbasan sancağının merkezi oldu. Kentte tarihi eserlerin sayısı oldukça az bunun nedeni herhangi bir dinin yasak olduğu Enver Hoca zamanında cami kilise vb tüm dinsel yapıların yıktırılmış olması. Oysa Elbasan 1930larda Balkanlardaki en güzel Osmanlı şehirlerinden biri sayılırmış. Osmanlı dar sokakları cumbalı evleri bulunurmuş geriye sadece bir iki harabe yapı kalmış. Bana sorarsanız bir iki saatte yol üstündeyken uğramalık bir şey adını aldığı Osmanlı yemeği Elbasan tavayı yeme şansımız olmadı ama siz mutlaka deneyin.
Tiran

Tiran, diktatörlük demek .
Osmanlı zamanı İşkodraya bağlı küçük bir köydü, 1912 de Osmanlı elinden çıktı 1925’te başkent ilan edildi ve komünizm döneminde hızla büyüdü ve kamu yapılarıyla donatıldı.
Arnavutluk’un gördüğümüz şehirleriyle alakası olmayan farklı hissiyat veren başkent, şehir merkezi modern, bir çok gökdelen değişik mimarideki yapılar iç içe .
Gezmek için 1 gün yeterli , şehir merkezinde görülmesi gereken yerler ;
- Vatan Şehitleri Caddesi şehrin en önemli ana caddesi çoğu devlet binası bu caddede yer alıyor ;Parlamento binası,Başbakanlık binası, Tiran Üniversitesi , Piramida
- Piramida ( Kültür Merkezi ) , Piramida , Komünist Dönemde Enver Hoca Arnavutluk’un lideriyken kendine yaptırdığı mezar aynı zamanda Enver Hoca’nın kızı ve damadı tarafından kendisini onurlandırmak için müze olarak yaptırıldığı da söyleniyor.
- 1987 yılında yapılan Tiran Piramidi 90’lı yıllarda Komünizm’in çöküşünden sonra ülkenin kötü günlerini simgelediği için yıkılmak istenmiş ancak bir süre farklı amaçlarla kullanıldıktan sonra kaderine terk edilmiş, biz gittiğimizde yenileniyordu yenilenmiş halini merak ediyorum .
- Ethem Bey Camii
- Tiran Saat kulesi
- İskender Bey ( Skanderberg) Heykeli
- Barış çanı
- Ulusal müze – National history Museum
- Opera binası ( Kültür sarayı )
- Youth park (Rinia park )
- Blokku bölgesi ( Blok area , Blok bölgesi ) bir çok barın bulunduğu bölge gidilmeli, gece hayatı bu bölgede.Tiran tarihinde şehrin zenginlerinin, elitlerinin yaşadığı bölge olmuş. Bugün de kentin en lüks ve zengin bölgesi olmaya devam ediyor. Komünist Dönemde ise elitliğin yanı sıra bölge, sıradan halkın girişlerine de kapalıymış, sadece Komünist Parti üyeleri Blloku’ya girebiliyormuş.
- Rruga Murat Toptani Caddesi – Pedonalja,
- Araç trafiğine kapalı sağlı sollu kafelerin mekanların olduğu cadde.
- Tirana Castle
- Kalenin zemin üzerinde kalan tek tarafı, üzümlerle kaplı 6 metre yüksekliğindeki Osmanlı döneminden kalma duvar. Kale Murat Toptani Caddesinde .
- İçerisinde bir çok güzel mekan var ve iyi restore edilmiş.
- Bunk’Art 2, kesinlikle görülmeli.
- Arnavutluk’un 1991 zamanı komünist lideri Enver Hoca tarafından olası nükleer saldırılara karşı inşa edilmiş, bugün müze olarak kullanılan eski anti-nükleer sığınak.
- Enver Hocanın merkezdeki heykelinin yıkılması ülkede komünizmin sona ermesiyle sembolize ediliyor.1908’de doğan Enver Hoca, 1944’te iktidara geldiği Arnavutluk’u hayatını kaybettiği 1985’e kadar demir yumrukla yönetti.
İşkodra
Rozafa Kalesi, Arnavutluk’un en büyük ve en ünlü kalesi .
İşkodrada Holiday Hotel de kaldık , İşkodra gölü manzaralıydı ama biz beğenmedik.
3.Gün Karadağ

Sabah İşkodra Arnavutluk’tan Karadağ ile doğal sınır İşkodra gölü manzarasıyla geçtik , ilk gezi noktamız Stevi Stefan.
Karadağ beklentimizin en yüksek olduğu ülke bu gezide . Biz 1 gün duracağız ama 3-4 gün boyunca daha sağlıklı gezilebilecek bir yer.
Akdeniz esintisinin en canlı yaşandığı ülkelerden biri.
Kıyı şeridi 300 km’yi bulan Karadağ’ın turizmi de gelişmiş durumda.
Osmanlı hakimiyetinden sonra Eski Yugoslavya’yı oluşturan altı cumhuriyetten biriydi. Yugoslavya’nın dağılmasından sonra Sırbistan’ın zorlamasıyla Yeni Yugoslavya’ya katılmıştı. Karadağ 2006 da yapılan referandumda çıkan %55,5 lik evet oyuyla bağımsız olma kararı aldı.
Ülkenin anayasasında Karadağ “demokratik, refah ve çevreci bir ülke” olarak tanımlanır.
- Karadağ başkenti Podgorica.
- Ülke nüfusu 660 bin .
- %43’ü Karadağlı, %32 Sırplar, %8 Boşnaklar, %5 Arnavut ve diğer halklar.
- Karadağlı ve Sırpların büyük kısmı ortodoks.
- Müslüman oranı %17.
- Karadağlılar uzun boylu insanlar, voleybol basketbol tenis bir çok konuda sporda iyiler , ben kendimi kısa hissetmedim ama siz bana bakmayın tabi.
- Karadağ deniz dağ turizmi bakımından zengin. Ülke güneydeki pitoresk kıyı şeridiyle kuzeydeki dağlık alanlardan oluşuyor.
- Ülke Euro kullanıyor .
- Karadağ, Avrupa Birliği üyeliğine girmeye hevesli, AB üyesi olmamasına rağmen AB bayrağını bir çok yerde görüyorsunuz.
- Karadağ kendi isteğiyle AB üyesi olmadan “Euro”ya geçme kararı aldı.
- Avrupa Birliği’ne yıllardan beri üye İngiltere, Polonya, Danimarka gibi ülkeler Euro kullanmak istemezken Karadağ Euro’ya geçmiş bu Kosova da da geçerli
- Asgari ücret 331€.
- Turizmle geçim sağlıyorlar ama işsizlik yüksek.
- Karadağ’da da İtalyan etkisi fazla, selamlaşmak için ‘Ciao’ kullanıyolar.
- Montenegrin ( Karadağca ) dili sırpçanın bir lehçesi.
- Karadağ’ın geleneksel restoranlarına Kanoba diyorlar.
- Sıcak havada güneş tepedeyken caddelerde yaşlı ya da ev sahibi insanların bir mukavva üstünde ‘Sole’ yazısıyla dikildiğini gördük, Montenegrin dilinde sole oda demek, insanlar turistlerine evlerinin bir odasını ya da apartmanlarından bir daire kiralamak için böyle ilkel bir yönteme başvuruyorlar.
Stevi Stefan

- Balıkçıların yerleşim alanı olan ada kamulaştırılıp sonra Singapurlu multimilyadere satılarak özelleştirilmiş .
- Stevi Stefan tepeden görülmeli.
- Sadece otel misafirlerinin , otel restoranında yemek yiyeceklerin girebildiği ada.
Budva

- Budva old town içerisinde bir çok mekan var ve sadece nakit Euro kabul ediyorlar, kale içinde bir kaç ATM noktası bulabilirsiniz.
- Dar sokaklarıyla taş yolları ve binasıyla gördüğünüz her araya dalas
Kotor

- Kotor kalesi, old town arkasındaki dağ yamacında, çıkamamak bu gezinin en kötü noktalarından biri oldu.
- Kotorun old townunun içinin çok farklı bir hissiyat verdiğinin ve Karadağ Avrupa birliğine girip daha ulaşılamaz olmadan görülmesi gerekiyor.
- Kotor Old Town ( Stari Grad ) dünya üzerindeki en güzel orta çağ yerleşimlerinden.
- Kotor Kale Şehirin Dubrovnikle çok benzer olduğu söyleniyor.
- Kalenin içinde bir çok mekan kafe var ve İtalyan dondurmacıları.
- Bir daha ki turu tüm Adriyatik’i bisiklet ya da motorla turlayacak şekilde ayarlamak istiyorum.
Perast – İki adası Lady of the Rocks ve Sveti Djordje
- Kotordan 15 dk uzaklıkta olan Perast
- Lady of the rocks yapay ada
- Sveti Djordje ise doğal ada.
Gece Bosna Hersek Medugorje’ye geçip konaklıyoruz, Bosna Hersek çok garip bir ülke saatlerce yol gidiyosun sadece başıboş ormanlar insan yok , insanın olduğu yerlerde bir kaç kiremit ev var başka bir şey yok .
4.Gün Bosna Hersek

Bosna çok garip bir ülke dediğim gibi ortam çok gergin her an kendimi bir kavga ortasında bulacakmışım gibi hissettim bunun temel sebebi SREBRENITSA Katliamının yıl dönümü 11 Temmuza denk gelmemiz oldu istesem tutturamazdım bu tarihte Bosna Hersek’i dolaşmayı.
İnsanlar Srebrenitsa kurbanlarını anmak için yakalarına Srebrenitsa Çiçeği denilen, yeşil rengi yeniden doğuş ve İslamiyeti , beyaz renk ise masumiyeti simgeler. Hem barış mesajı hem de yaşanılanların unutulmaması adına bir hatırlatıcı bir iplik örgü çiçek takıyorlar.
Osmanlı bayrağının bir çok Balkan ülkesinde özel günlerde bazı camiilerde dalgalandığını gördük ve şu an ki Balkan ülkelerinin kendi bayraklarının yanı sıra bazı komşu ülkelerin bayrağını ( Arnavut olan Kosovalılar ) hem Osmanlı hem AB hem Amerika bayrağı dalgalandırması epey garip
Osmanlı 14.yy sonundan 1878’e kadar Bosna Hersek’e hükmetti, Osmanlı zamanında halkın çoğu Müslümanlığa geçti.
Sonra Avusturya Macaristan işgal etti , Saraybosna’nın belli kesimlerindeki mimaride Avusturya etkisini görebiliyorsunuz. 1. dünya savaşıyla Sırp Hırvat Sloven Krallığının 2.Dünya Savaşıyla Yugoslavya’nın parçası oldu.
Yugoslavya’nın dağılmasıyla 1991 de bağımsız oldu. Sırplar bu kararı tanımayarak 3,5 sene süren kanlı savaş başlattılar, bir çok Boşnak öldü ve sürüldü.
Srebrenitsa Katliamı 11 Temmuz 1995
- Bosnadayken bu acı hakkında konuşmamak olmaz sanırım.
- 1991-1995 arası gerçekleşen Yugoslavya iç savaşı sonucu Sırp ordusu en az 8000 Bosnalı katletti.
- 1 hafta süren katliam İkinci dünya savaşından sonra insanlığa yapılan en büyük suç olarak arşivlerde yer alıyor.
- 1991’de Hırvatistan ve Slovenya’nın bağımsızlıklarını ilan etmesi sonrasında patlak veren Yugoslavya İç Savaşı sonrası dağılmaya başlayan ülke, Sırbistan, Karadağ, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Slovenya ve Makedonya’dan oluşuyordu.
- Dikkat ederseniz Yugoslavya’dan çıkan ilk iki ülke Avrupa Birliğinde . Karadağ, Arnavutluk ve Makedonya için de görüşmeler devam ediyor.
- Sırbistan’ın AB ya da NATO ya katılma gibi bir isteği yokmuş.
- Bosna’yı ele geçirmek isteyen Sırp ve Hırvatlar, Sırp kontrolündeki Yugoslav ordusunun ve istihbarat birimlerinin silahlandırdığı Bosnalı Sırplar, Müslüman Boşnaklara yönelik etnik temizlik başlattı. Boşnakların lideri Aliya İzzetbegoviç kuzeyde, doğuda Sırplara, güneyde, batıda da Hırvatlara karşı ülkenin bütünlüğünü korumak için savaştı.
- Aliya İzzetbegoviç, bağımsız Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı, mezarının şehitlerle birlikte mütevazi şekilde gömülmesini istemiş, Kovaçi şehitliği mutlaka görülmesi gereken yerlerden.
- Umut Tüneli – Sarajevo Tunnel, Bosna Savaşı sırasında kuşatma altındaki Saraybosnayı o sırada Birleşmiş Milletler kontrolünde olan Saraybosna Uluslararası Havalimanı’na bağlamak üzere 30 Temmuz 1993’te açılmış 800m. uzunluğundaki tüneldir. Evin sahibi Sırp bir kadındır savaş sonrası Gazi ünvanı alır ve tünelin bulunduğu ev müzeye dönüştürülür. Gıda, insani yardım ve cephanenin şehre ulaşması ve insanların şehirden çıkabilmesi için kullanılmış, 1 metre genişliğinde, 160 cm. yüksekliğinde ve 800m. uzunluğundadır. Umut Tüneli savaşın seyrini değiştirmiş ve Boşnaklar için tarihi bir rol oynamış.Ray döşenen tünelin tamamlanmasıyla Saraybosna’nın dünyayla bağlantısı sağlanıp ve gelen birçok gıda malzemesi bu tünel sayesinde kuşatma altındaki Boşnaklara ulaştırıldı.
Bosna Hersek
- Ülke tarihsel olarak iki bölgeye ayrılıyor;
- Kuzey kesimleri Bosna,
- Güney batısı ise Hersek
- Ülkenin hafif kalp şeklinde olmasından dolayı “Kalp şeklinde ülke” deniyor.
- Bosna’nın para birimi güçlü , 1 Euro = 2 konvertbl mark
- Ülke nüfusu 3,8 M
- Nüfusun %48’i Boşnaklar, %37’si Sırplar, %14’ü Hırvatlar.
- Boşnak, Hırvat ve Sırp’ın oluşturduğu 3 farklı etnik grup var.
- Avrupa’nın Kudüs’ü diye geçiyor.
- Şehirlerdeki duvarlarda yerlerde mermi izleri bulunuyor günümüzde bu izler görülebilir bunun sebebi yeni neslin Bosna savaşını katliamını unutmamasını sağlamak.
- 3 resmî dil var : Sırpça, Boşnakça, Hırvatça.
- Buregdzinica : Börek
- Çevabi : Eriyen kaymak üstüne köfte, Cevabi tüm Balkanlar’da meşhur
Visok Piramitleri – Bosnia Pyramid of the Sun
- Rotamızı yaparken Saraybosna yolu üstündegördüğümüz piramit şeklindeki tepe Visok piramitleri.
- Piramite benzer yapılardan bir kaç tane var ve bunlara isimler verilmiş ;
- Bosna Güneş Piramidi (Visocica tepesi)
- Bosna Ay Piramidi (Pljesivica Hrasce tepesi)
- Bosna Ejderha Piramidi (Bucki Gaj tepesi)
- Bosna Sevgi Piramidi (Cetnica tepesi)
- Dünya Ana Tapınağı (Krstac tepesi)
- Altıncı Piramit (Vrela tepesi)
- Doğal oluşum mu yoksa eski yerleşim yeri mi tartışmaları devam ederken ;
- Osmanagic ile başlayan Visoko Piramitleri’nin Avrupa’nın bilinen ilk piramitleri olduğu iddaası var aynı zamanda bir çok çalışma devam ediyor.
- Görünce etkileneceğiniz gizemli mistik piramit tepeler.
Poçitel
- 4.güne Balkanlardaki son Osmanlı köyü olan Poçiteli gezerek başladık.
- Burası bir kale kasaba.
- Camiye çıkmanız için Poçitelin taş kaldırımlarını tırmanmanız gerekiyor, kaymamaya dikkat edin.
- Poçitelin karşısından Neretva nehri geçiyor. Bu nehrin rengi turkuaz, nehir Mostar’dan da geçiyor .
- Mostar’a 20 km uzaklıkta.
- Çağlar boyunca ordu ve kervanların geçtiği yol üstünde.
- 1993’te Hırvatlar’ın saldırısıyla yıkıldı , Boşnak nüfusu öldürülüp sürüldü ama savaştan sonra bazı yapılar tekrar yapıldı.
- Burası UNESCO Dünya Mirası Listesinde.
- Çay içebileceğiniz bir kafe, el işi ürünleri satan ablalar bulunuyor ve hayatımda ilk kez bir camiiye girmenin paralı olduğunu da görmüş oldum.
- Poçiteli gezmek 30 dakikanızı alır, Mostar’a giderken yol üstü uğrayabilirsiniz.
Blagaj
- Burada görülmesi gereken nehir yanı Alperenler Tekkesi var burası için de 1 saat yeterli .
- Buna nehri kaynağına kurulmuş tekke.
- Nehrin yan taraflarında oturup bir şeyler yiyip içebileceğiniz mekanlar var.
Mostar

- Bosna Hersek’te en bayıldığım yer burası oldu.
- Taş döşenmiş dar sokaklar, taş evler.
- Mostar köprüsü çok dik, terliklerimle birinin üstüne kayıp düşmemek için çok çabalamam gerekti.
- Soykırım Savaşı sırasında Hırvatlar’ın toplarıyla yıkılan Mostar köprüsü, Türkiye’nin desteğiyle Türk bir firma tarafından yıkılan eski köprü taşları kullanılarak restorasyonu yapıldı.
- Savaştan sonra Neretva nehrine gömülen köprünün taşları tek tek toplanarak köprü yeniden yapıldı.
- Mostar köprüsü , Osmanlı mimarisinin en meşhur mimarilerinden biri.
- Kent ikiye ayrılmış durumda nehrin doğusu Konak, Çarşıya kısımları ki biz burayla ilgileniyoruz nehrin batı kısmı modern kısmı, tarih boyunca hep böyle adlandırılmış olması çok klişe geliyor artık bana.
- Şehrin Doğu kısmında Boşnaklar Batı kısmında Hırvatlar yaşıyor.
- Mostar’da genç erkeklerin sevgililerine cesaretini göstermek için köprüden kırlangıç atlayışıyla atladığını söylerlerdi artık gençler para kazanmak için köprüden atlıyor , kalabalıkları etrafına çeken bu gençler para toplayıp insanların sabırsız bekleyişiyle atlıyorlar, bu olaya denk gelmek ister istemez adrenalin seviyenizi yükseltiyor, izlemesi bile atlaması kadar heyecanlı.
- Mostar’ın çevresinde bir çok kafe , Boşnak böreği yiyip Boşnak kahvesi içip Boşnak böreği yiyebileceğiniz yerler var .
- Boşnak kahvesi dediğime bakmayın böreği de kahvesi de bizimkiyle aynı.
- Köprünün altındaki sahile inebilir, motorlu botlarla köprünün altından geçip manzarayı izleyebilirsiniz ki bizim zamanımız olsa yapmak isterdik.
- Mostar’ın manzarasının tadını çıkarmak için 2-3 saat yeterli olacak.
Saraybosna – Sarajevo
- Bosna Hersek başkenti Saraybosna.
- Saraybosna’yı Osmanlılar kurmuş, şehire ismini Osmanlılar vermiş, Saray Ovası demişler ve Sarajevo adının kaynağı buradan geliyor. İlk başta şehirde sadece Müslümanlar yaşıyormuş ticaret ve kültür merkezi oldukça gelişmiş. Şehir Avrupa Macaristan işgalinde büyük değişimlere uğruyor.
- Bugün Saraybosna da üç mimari tarzın zıtlıklarını ve kopukluklarını görebilirsiniz. Osmanlı, Avusturya Macaristan ve Yugoslav sosyalizmin yarattığı 3 ayrı şehir var gibi.
- Saraybosna’nın tuhaflığı şehrin yaşam olarak ikiye bölünmesi bir yerde Osmanlı saraybosnası çarşı esnafları, camiler, Türk kahvesi, lokumu, nargileler, kahvehaneler, lonca teşkilatını yansıtan çarşı, börekçiler, köfteciler, müslüman insanlar bir adım ilerlediğinde bir yerinde kiliseler, Avusturya Macaristan mimarisi, Hristiyan insanlar ve espressoya geçiş gibi olmuş.
- Tarihi Baş Çarşıdaki Çeşme bildiğin Bursa, Fomara meydanı .
- Dürüst olmak gerekirse Saraybosnadaki bu etnik çeşitlik insan gözüne bazen korkutucu geliyor.
- Burayı gezmek için 1 gün yeterli olur.
- Kovaçi Şehit Mezarlığı, Aliya İzzetbegoviç Kabri
- Şehrin en güzel yapıtlarından biri Kutsal Kalp Katedrali, çevresindeki kafelerden birinde oturup caddeden geçen insanları izleyebilirsiniz.
- Latin Köprüsü bence çok değerli yerlerden birisi çünkü yirminci yüzyılın uluslararası ilk büyük savaşı olarak bilinen 1. Dünya Savaşının patlak verdiği yer burası, Avusturya-Macaristan veliahtı Franz Ferdinand ve eşi Sophie’ye Saraybosna’da düzenlenen suikast, Ağustos 1914’te başlayan ve dört yıl boyunca birçok cephede devam eden savaşın fitilini ateşlemiştir.
- Saraybosna gülü : bombardımandan kalan çukurlar kırmızı reçineyle doldurulmuş ve ortaya Gül benzeri bir şekil çıkmış , sokak ortasında yerlerde duvarlarda gördüğünüz unutulmaması için tutulan bu çukurların adı Saraybosna gülü.
Konaklama : Saraybosna Holiday Hotel
Kaldığımız hotel Saraybosna şehir merkezinde Holiday Hotel , bu otelin Saraybosna da özel bir yeri de var, savaş zamanı otelin adı Holiday Inn’miş. Holiday Inn oteli, 1984 kış olimpiyatları için inşa edilmiş ve Bosna’da meydana gelen savaşta otel bir çok zarar aldı , otel şehir merkezinde savaş zamanı bulunması tehlikeli yapılar içerisinde ön sırada yer alıyordu. Ve savaşın devam ettiği sıralarda otel hizmet vermeye devam etmiş , suları kesik, karaborsadan alınan bir jeneratörle otel hizmet vereye çalışıyormuş.
Otel binası dıştan estetik gözükmesede iç kısmı oldukça etkileyici gözüküyor ve o şehir için ayrı bir anlamı olan bugüne kadar gelebilen bir otelde kalmış oluyorsunuz.
Caffe Tito , Sarajevo
Yeşil bir park alanıyla bütünleşmiş kahve bira içebileceğiniz, Yugoslavya dönemine ait bir çok tank, savaş aracı var, mekan içerisinde Balkanlar’a geldiğinizde bilmeniz gereken bir ismin heykeli var : Tito
- Bosna Hersek’in yerel birası Sarajevsko’yu deneyin ! Yüzde 4’lük bir alkol oranı var.
Josip Broz Tito
- Yugoslavya’yı bir bütün haline getiren kişi.
- Fikirleri Titoizm olarak bilinir.
Ülkemiz kristal bir küredir. Ben Josip Broz Tito, bu küreyi ellerimle tutarak değil alttan nefesimle üfleyerek havada tutuyorum. umarım benim nefesim tükendiğinde de birisi gelip bu görevi benden devralır, yoksa kristal küremiz yere düşer ve tuz buz olur. İşte o zaman dünya’nın kaderinin korunması başka bağımsız ülkelere kalır. Nasır, benim dostumdur ancak ondan önce dünyanın geleceğinin korunması Anadoluya düşer. Anadolu’da Kemalistler tarafından kurulan devletin temeli bağımsızlıktır. Bu yüzden dünya’yı kurtarma görevi Anadolu’nun omuzlarındadır” diyen, ölümünden sonra kristal küresi parça parça polan adamdır.
(12 Mart 1978, Yugoslavya’nın kuruluş yıl dönümünde yaptığı konuşmadan, Tito)
Tito’nun ölümünden sonra üflenerek havada tutulmak istenen küre yerlere atılmış, tuz buz olmuştur. Tito’nun yokluğunda dağılan kürenin içindense barut, çelik, öfke, kan, gözyaşı, kısacası soykırım ve katliam çıkmış, kaderleri hiç bir zaman düzelmeyen masum balkan halklarının üzerine üzerine saçılmıştır.
- Ölümünün üzerinden daha 30 yıl bile geçmeden ülkesi yediye bölünmüş olan lider.
- Enver hoca Tito korkusundan ülkesine binlerce bunker inşa ettirmiştir.
- Enver Hoca, idaresinin ilk yıllarında yine bir komünist olan Tito başkanlığındaki Yugoslavya ile iyi ilişkiler içindeydi. İtalyan ve Alman işgaline karşı Arnavutluk’a birçok yardımda bulunan Yugoslavya ile ilişkiler Tito’nun Stalin’i eleştirmesi ve onun öğretilerinden kopması ile bozuldu.
5.Gün Sırbistan

Gezinin en verimsiz günü bugün oldu , Saraybosna – Belgrad arası 297 Km ve biz 4-5 saatlik yolu 8 saatte gidebildik.
Sırbistan’dan aklımda kalan tek şey otobanlarda sadece Bayburt dinlenme tesislerinin bulunması ve tuvalete 0,5cent almaları oldu. Adamlar Türkiye’deki kapitalist sistemi Balkanlar’a götürmüşler.
Balkanlar diyince bir Sırp, Hırvat, Boşnak ya da Arnavut kavramı bu turla kafama daha iyi oturdu.
Yugoslavya dağıldığında Sırbistan, birliğin sanayi yapılmış gelişen kısımlarına hakim olduğundan Sırbistan’ın geri kalan Balkan ülkelerine benzemediğini söyleyelim. Kuşkusuz en başta gelen siyasi güç Sırbistan.Bosna’da Makedonya’da olmayan sanayi Sırbistan’da var ama ben Makedonya’nın doğasını koruyuşunu ve kurallarını çok sevdim .
- Kuzeyde Hırvatistan,
- Batıda Bosna Hersek, Karadağ
- Güneyde Kosova, Makedonya
- Doğuda Bulgaristan , Romanya ile çevrili bu yüzden Balkanlar’ın kilit ülkesidir.
- Dağlık ülke.
- Tuna nehri, tüm ülkeyi kat eder, ülke nehirleriyle ünlü.
- Nüfus 7,3 M.
- Nüfusun %83’ü Sırplar.
- Rumen, Boşnak, Macarlar azınlık.
- Sırbistan Kosova savaşıyla 500 yıl Osmanlı egemenliğinde kaldı.1882 de bağımsızlığını aldı.
- Sırbistan Balkan savaşlarıyla Kosova ve Makedonya’yı topraklarına kattı.
- 1. ve 2.Dünya Savaşlarının kayıplarıyla Yugoslav Sosyalist Cumhuriyetine girdi.
- 1990lar başında ülke parçalanmaya gitti ve şiddetli savaşlar sonucunda, Slovenya, Hırvatistan, BosnaHersek, Makedonya, Kosova ve Karadağ bağımsızlıklarını ilan etti.
- Kayak sporları için dağları olduğundan kış turizmi gelişmiş.
- Hareketli gece hayatı var bizim görme fırsatımız olmasada.
- Ben Sırpları biraz daha soğuk sert beklerken turistlere karşı çok sevecen ve sıcaklar.
Belgrad
- Öncelikle bu gezide Belgrad’ın bizi kesmediğini ve tekrar geleceğimizi söyleyelim.
- Tuna nehri , Belgrad’dan geçiyor.
- Belgrad tam bir sanat kültür şehri .
- Balkanlar’ın kalbi olarak geçiyor.
- Osmanlı devrinde sancak haline getirildi ve Avrupa’nın en büyük kentlerinden biri haline gelmiş ve Belgrad için tipik bir doğu kenti deniliyor.
- Tam bir Osmanlı kentiymiş Belgrad, Sırbistan’ın bağımsızlaşmasıyla camilerden mezarlıklara herşeyi yok etmişler.
- En eski mimari öğeler Osmanlı’dan kalan Kalemegdanda.
- Kalemegdan nehirlerin birleştiği noktaya üstten bakan bir tepede surlarla çevrili geniş bir alan gün batımında efsane bir manzarası oluyor.
- Knez Mihailova Caddesi şehrin en modern kafeler bulunan kalabalık caddelerinden.
- Knez Mihailova’da Cafe Pizzeria Snezana diye bir mekana oturduk, Sırbistan’ın lokal birası Lav’ı denedik, içimi kolay alkol oranı %4,9 .
OTEL : Balasevic Hotel’ de kaldık , şehir merkezinden uzak, görünümü ahşap Bahçeli bir konağı andırıyor ama odalarını ve yemeklerini beğenmedik.
6.Gün Makedonya
Üsküp
Makedonya’yı çok beğenmeme rağmen başkenti Üsküp’e hiç ısınamadım. Üsküp’ü ilk Makedonya’yı anlatırken anlattığım için bir sonraki güne geçeceğim.
7. Gün Kosova
Son ülke gezimize , en bebek ülkeye geldik, Avrupa’nın en son bağımsızlığına kavuşan ülkesi, bu ülkenin kimliği hala oturmamış havasında. Burayı görmek sizin için çok bir şey değiştirmeyebilir.
Arnavut halkının oluşturduğu Kosova ülkesi Sırbistan hak iddia ediyor ve bu yüzden de tüm dünya ülkeleri tarafından tanınan Kosova’yı devlet olarak tanımıyor.
Osmanlı zamanında Kosova , Müslüman Arnavutların ve Anadolu’dan buraya yerleştirilen Türklerin yeriymiş.
Amerika desteği aldığı için Kosova da Amerika üssü de varmış, Balkanlar’da başka Amerikan üssü olan bir ülke yok bildiğim kadarıyla.
Balkanlar’da AB desteğiyle bir çok otoban yapılıyor bizim gördüğümüz bir çok otobanı Türk şirketi ENKA’nın yaptığını öğrendik.
Kosova’ya girdiğinizde dağların arasında yüksek yapılmış otobanlar değişik bir moda sokuyor.
- Kosova nüfusu 2 milyon
- %92’si Arnavut , %4’ü Sırp .
- Türklerin büyük çoğunluğu Balkan savaşı sırasında Türkiye’ye dönmüş.
- Osmanlı camiileri tekkeleri mimarisini koruyor.
Prizren
- Kolaylıkla Türk bulabileceğiniz Osmanlı izlerini taşıyan şehir.
- Müslüman Arnavutlar çoğunlukta şehirde.
- Şehirde üç resmi dil var Arnavutça, Türkçe, Sırpça.
- Şehrin hareketli bölgesi Şadırvan meydanı biz Gatsby de oturup Frappe trileçe yemiştik, Balkanlar’dan trileçe yemeden ayrılmayalım dedik.
- Şadırvan meydanındaki çeşmeden mutlaka su için ama.
- Yemek için Restaurant Beska güzel bir seçenek.
- Prizren kalesi de var ama Prizren’de çok bir şey olmadığından kalesine çıkmadık. ne manzarası iz
- 1 saate şehri gezebilirsiniz .
Priştine
- Kosova’nın başkenti.
- Para birimi Euro.
- Makedonya’nın aksine çok lüks arabalar kullanılıyor, yurtdışında çalışıp para kazanıp gelip kendi ülkelerinde harcıyorlarmış.
- 1389’da yaşanan savaşta Osmanlı sultanı 1.Murad savaş meydanını gezerken bir Sırp askeri tarafından öldürüldü, 1.Murad’ın türbesi öldürüldüğü yere inşaa edildi.
- Sırplar bu türbe karşısına savaşı kaybeden Prens Lazar adına anıt diktiler.
- Arnavutların yıkmak istediği Prens Lazar anıtı koruma altında.
- Priştine nüfusu 200 bin.
- Kent Kosova’nın en hareketli , gece hayatı olan şehri.
- Kentin hareketli caddesi ABD başkanı Bill Clinton’ın adını taşıyor ve cadde Priştine meydanına çıkıyor. Meydanda kafelerin olduğu dümdüz bir cadde var ve genelde herkes burada takılıyor.
- Kızlarının bakımlı ama erkeklerinin tuhaf bakışlı olduğu küçük bir ülke.
Priştine havalimanından sabah 2.50 kalkışlı İstanbul uçağımıza bindik, yolculuk 1 saat 15 dk sürdü.
Benim için bir çok ilki deneyimlediğim kısa sürede bu kadar ülkeyi kültürü gördüğüm bir yurtdışı yaz tatili oldu .🇲🇰🇲🇪🇷🇸🇧🇦🇦🇱🇽🇰